BelediyeDeniz.Com
  • Anasayfa
  • RSS
  • İletişim
  • Site Haritası

"Şerbetçi Otu, Türkiye’de Sadece Bu ilçede Yetişiyor"

12 Kasım 2018

BelediyeDeniz ekibi bu hafta şerbetçi otunun Türkiye'de üretiminin yapıldığı tek ilçe olan Pazaryeri'nde. Gıda ve tıp alanında kullanılan bu bitkinin yanısıra boza, helva, çömlekleriyle de meşhur Bilecik'in bu ilçesini sizin için ziyaret ettik.

Pazaryeri, Bilecik'in doğa harikası küçük bir ilçesi. Tarih boyunca verimli topraklarında birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Ama adını Osmanlı İmparatorluğu'ndan almış. İlçe ismini, Osman Bey'in oğlu Yahşi Pazarlı Bey'den alarak yıllarca Pazarcık olarak anılmış. Bugün ise Pazaryeri ismiyle tüm doğasını ve verimli topraklarını sunuyor bize.

Pazaryeri'nin tarihi, isminin hikayesi ve doğasını bizler Pazaryeri Belediye Başkanı Muzaffer Yalçın'dan dinledik. Dilerseniz, daha fazla lafı uzatmadan Başkan Yalçın'a kulak verelim.

Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Muzaffer Yalçın. 31 Mart 1970, Pazaryeri doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Pazaryeri'nde tamamladım. Daha sonra 1987 yılında Bilecik Endüstri Meslek Lisesi'nden mezun oldum. 1992 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi'nden ayrılarak kurulan Kocaeli Üniversitesi Elektrik Bölümü'nden mezun oldum. Daha sonra askerlik görevimi yaptım ve ticaret hayatına devam ettim. 2004 yılında siyaset hayatına AK Parti Pazaryeri İl Genel Meclis üyesi olarak girdim. 2009 yılında Pazaryeri Belediye Başkanı oldum. 2014 yılında başkanlığım devam etti. Evliyim, iki erkek ve bir kız çocuğum var.

Pazaryeri'ni hiç tanımayan birine birkaç cümleyle anlatabilir misiniz?

Pazaryeri'ni merkez olarak alıp, 250 kilometrelik bir çap yaparsanız içinde İstanbul, Ankara, Eskişehir, Sakarya, Kocaeli, Bursa'yı görebilirsiniz. Pazaryeri'nden 250 km sonra İstanbul, 250 km sonra Ankara. Türkiye'nin nüfus yoğunluğunun olduğu illerin tam merkezindeyiz. Örneklemek gerekirse, İstanbul'dan sabah 6'da çıkıyorsunuz, 8.30'da Pazaryeri'nde kahvaltınızı yapıyorsunuz. İlçemizde gezip eğlenip, dinlenip dilediğiniz saatte yola çıkıp evinize dönüyorsunuz.Eve dönmeniz iki buçuk saat sürüyor. Pazaryeri şu an 26 milyonluk bir pazara hitap ediyor.

İlçenin eski ismi Pazarcık ve bölge halkı buraya Pazarcık diyor. Pazaryeri ismi pek benimsenmedi galiba?

Milattan önce 3 bin-5 bin yıllarında yerleşim yeri olmuş. Türklerin Anadolu'ya ayak basması ile Söğüt'ün yazlık, Domaniç'in yazlık olarak kullanılmasıyla ilçe geçiş noktasına dönüşüyor. Osmangazi'nin üçüncü oğlu Yahşi Pazarlı Bey'e burası kontrolün sağlanması için veriliyor. Zaman içerisinde bölgemize Pazarlucuk deniyor. Zamanla kısalıyor Pazarcık ismini alıyor. Osmanlı İmparatorluğundan kalan bir isim Pazarcık. 1953 yılına kadar Pazarcık oluyor ilçemizin ismi ama daha sonra Maraş'ın Pazarcık ilçesiyle ismi karışmasın diye Pazaryeri olarak değiştiriliyor. Bu yüzden ilçede Pazaryeri ismi resmi kurumlarda kullanılıyor ama halk arasında ilçe hala Pazarcık kullanılıyor.

Pazaryeri'nin nüfusu ve geçim kaynağı nedir?

İlçemizin geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlçemizde tarım konusunda çilek ve fasulye yetişir. Köylerimizde 3 bin 500, Pazaryeri merkezde 7 bin 200 nüfusumuz var. İlçemizde ciddi bir göç kaybı yaşandı bu yüzden bizim ilk amacımız bu göçle kaybettiğimiz nüfusu durdurmaktı. İlçemizden giden Ankara- Bursa otoyolu ciddi bir göçe sebep oldu. 2004'te 6 bin olan ilçe merkez nüfusumuz, bugün yapılan hizmet ve yatırımlarla 7 bine yükseldi. Yani ilçe nüfusunu tutma amacını başardık, şimdi sıra artırmakta. Fakat şöyle de bir gerçek var ki; köy nüfusunu tutamıyorsunuz. Bu biraz da insanların bilinçleriyle alakalı bir durum.Kimse özellikle de gençler tarım ve hayvancılıkla uğraşmak istemiyor. Daha çok büyükşehirlerde ya da şehir merkezlerinde yaşamak ve çalışmak istiyor.

İlçeye özgü değerlerden bahsedebilir misiniz?

Türkiye'de sadece bizde yetişen Şerbetçi Otumuz var. 1970'li yıllarda Türkiye'nin 17 bölgesinde Şerbetçi Otunun ekimi deneniyor. En kaliteli ve verimli Şerbetçi Otu, ilçemizde yetişiyor. Bu yüzden Türkiye'de sadece burada yetiştiriliyor. Kınık Çömlekçiliği var. Yine tescilli Osmanlı Pazaryeri Boncuk Fasulyemiz var. Çileğimiz çok meşhurdur. Ayrıca yüksek rakımda olduğumuz için hayvanımızın et kalitesi meşhurdur. Bozamız meşhurdur. Helvamız meşhurdur. Bunlar başka yerde olmayan ilçemize özgü değerlerdir.

Kınık Köyü çömlekçiliği ya da diğer değerler ilçe için bir geçim kaynağı olabilir mi?

Yeterli yatırımla evet, olabilir. Şu an Kınık Köyü'nde 12-13 atölye var. Onların tanıtımı için elimizden geleni yapıyoruz ama bu yeterli değil. Gençlerin de bu sanatı devam ettirebilmesi öğrenmesi ve devralması lazım. Şu an bunun başlangıcındayız. Kınık'ta 5-6 aile bu şekilde yerleşerek yenilikçi bir bakış açısıyla gençlerini eğitiyor ve bu ilçeye özgü sanatı geçim kaynağına çevirmek için uğraşıyor. Bu değerlerimiz ve zenginliklerimizi tanıtabilirsek, geçim kaynağına dönüşebilirler.

Göreve geldiğinizden beri neler değişti?

2009 yılında araç lastiklerini dahi alamayan bir belediye vardı. İlk önceliğimiz maddi durumumuzu düzeltmek ve ekonomik çarkların dönmesini sağlamak oldu. İlk iki senemiz bu şekilde geçti. İlçemizin o zaman en büyük sorunu Pazaryeri'nin sadece yüzde 30'u kilitli parke ve asfaltla tanışmıştı, yüzde 70'i de tozlu yollardı. Bu 2009 Türkiye'sinde bu iyi bir durum değildi. Bizler kilitli parke ve asfalt sorununu çözdük. Kanalizasyon, imar, tarım, sosyal sorunlar vardı. İlk dönem hem ekonomiyi düzeltmek hem de bu sorunları iyileştirmekle geçti.

1987 yılından beri imar planı olmayan, imar şartlarına uymayan bir ilçeydik. 2016 yılının sonunda bu imar sorununu gündemimizden tamamen çıkarttık. Turizm yönünden Küçük Elma Tabiat Parkımız var. Pazaryeri yeşilin her tonunun olduğu bir ilçe ve gelen misafirlerimize bunu yansıtmak bizim görevimiz. Bunun için 4-5 yıldır mücadele veriyoruz ve bu tabiat parkı projemizin ihalesini gerçekleştirdik. Projemiz hayata geçtiği zaman Küçük Elma Tabiat Parkına gelen misafirlerimiz, bungalov evlerde konaklayabilecek, amfi tiyatrosunda oyunlar konserler izleyebilecek, kır lokantasında yemeğini yiyecek. Bu yeşil değerimizi hayata kazandıracağız.

Sayın Bakanımız Nabi Avcı'nın katkılarıyla başkanlığımız zamanında Sağlık Meslek Lisesi ile ilçemizde büyük bir Eğitim Kompleksi kazandırıldı. İlçemize bir kimlik kazandırmak için çarşı içerisinde sokak sağlıklaştırma çalışmalarımız sürüyor.

İlk dönemimizde bir tane sosyal tesis, bir tane kültür merkezi kazandırdık ilçemize. İkinci dönemimizde tecrübemizin artması, ekonomik çarkların dönmeye başlamasıyla ve siyasi büyüklerimizin Bilecik'e katkılarıyla yapacaklarımız daha da arttı. Bugün ilçemizin 50 yıllık sorunlarını çözdüğümüzü söyleyebiliriz.

İkinci dönem üst yapı ağırlıklıydı. İkinci dönem alt yapısını attığımız, hayata geçirdiğimiz tesislerde insanların faydalanmasını ve bilinçlenerek ekonomiye katkı sağlamalarına yöneldik. Bunun üzerine projeler geliştirdik. İlçemize bir kimlik kazandırmaya ve vatandaşımızın sosyalleşeceği spor salonlarından kapalı statlara, yürüyüş alanlarına, hanımlar lokaline kadar sosyal donatı hizmetlerini tamamladık. Ama bunlar yeterli değil, şimdi bunları ekonomiye kazandırmaya çalışıyoruz. İlçede yaşayanların buradan istihdam sağlaması, öğrendiklerini geliştirerek kendi geçim kaynaklarını yaratması için çalışıyoruz.
Bundan sonrası için Pazaryeri'nin alt yapı ve üst yapı hizmetleri değil, hem ilçe hem ülke ekonomisine katkı sağlayacak projelerle tanıtılması üzerine çalışıyoruz.

Pazaryeri Belediyesi 1918 yılında kuruluyor ve ben 17. belediye başkanı olarak görev yapıyorum. Benden öncesindeki tüm başkanlar ilçe tarihine ismini yaptıklarıyla altın harflerle yazdırmış. Bu yüzden bir sonraki gelenin de sorumluluğu onlar gibi hizmet ederek ardında iyi işler bırakmak oluyor. Tabi ki eleştiriler alacağız ama hizmet etmiş ve ilçenin ihtiyacını karşılamamış olmak önemli.

Pazaryeri'nde nereyi gezebiliriz?

Kınık Köyü çömlekçiliğimiz var. Ziyaretçilerimiz bu köyümüze gidip çömlek atölyelerini ziyaret edebilirler İlçemizin batı kısmı tamamen yeşil. Dereköy Ovası'ndan tarlasından çilek, fasulye toplayabilirler. Kınık'ta çömlek yapabilirler. Küçük Elmalı Tabiat Parkında dinlenip eğlenebilir. Bozcaarmut Göleti'nin doğasında gezebilirler. İlçemizin 10 kilometrelik alanında 6-7 doğal zenginliği aynı anda görebilirsiniz. İlçemizde tarihi gezilecek bir yer ararsanız bunun için çok fazla bir değerimiz yok. Çünkü ilçemiz tarih boyunca geçiş güzergahı üzerinde olmuş ve 3 kere yakılıp yıkılmış. Binalarımız hep 1930'lu yıllardan sonra yapılmış.

Pazaryeri'ne geldiğimiz zaman ne yiyebiliriz?

Arnavut ciğerimiz çok ünlüdür. Testi kebabımız meşhurdur, bu da ilçemizdeki hayvan etinin kalitesindendir. Sucuğumuz meşhurdur. Bozamız, helvamız, çileğimiz ve fasulyemiz bunlar ilçemize özgü ve burada yenir.


Başkanla Özel


Sporla aranız nasıl?

Spor yapmaya zamanımız olmuyor. Eskiden futbol oynardım ama şimdi fırsat olursa yürüyüş yapıyorum.

Hangi takımlısınız?

Fenerbahçeliyim.

Mutfakla aranız nasıl?

Ben hiç yemek ayırt etmem. Ama daha çok etli yemekleri tercih ederim. Yemek yapmak gibi bir özelliğim yoktur. Bir tek yumurta kırmayı biliyorum, eksikliğimiz belki de. Hanım çok iyi yemek yapar o yüzden mutfağa girmedim hiç.

Hayatınızda iddialı olduğunuz bir konu var mı?

Bizler her yönden iddialıyız. Çünkü biz siyasetçiyiz. Her yönden kendinizi geliştirmeli ve her ortama hazır olmalısınız. Çünkü seçmen kitleniz bir yönden ya da bir ortamdan değildir. Bazı zamanlar topraktan anlamak zorundasınız, bazı zaman bürokrasiden anlamak zorundasınız. 6 yaşındaki çocukla da iletişim kurmalısınız, anılarını dinlediğiniz 90 yaşındaki kişiyle de iletişim kurabilmelisiniz. Cenazeye katıldığınız zaman duanızı okumayı bilmeli, düğüne geldiğiniz zaman harmandalı oynayabilmelisiniz. Çünkü insanlar, ‘Başkan bunu yapmadı' demiyor, ‘Başkanın bunu yapması lazım' diyor. O yüzden olabildiğince yapabildiğiniz kadar kendinizi geliştirmek zorundasınız. Yenilenmeli ve tecrübelenmeniz gerekiyor. Bunların yaparken en önemli kural samimiyettir. Çünkü samimi olmadığınız zaman istediğiniz kadar en iyisini yapın, olmaz. İnsanlar sizin bir şeyleri yapmaya çalıştığını gerçekten görmesi lazım. Bence siyasette samimiyet çok önemlidir.

Siyaset hayatındayken ailenize vakit ayırabildiniz mi?

2004 yılında İl Genel Meclisi üyesi olduğum zaman belediye başkanlığına nazaran çocuklara ve aileme vakit ayırabiliyordum. Ama belediye başkanı olunca bütün ilçenin sorumluklarını üstlendiğiniz için böyle bir fırsatınız olmuyor. Çünkü belediye başkanı sadece belediyecilik hizmeti vermiyor, aynı zamanda ilçede yaşayan herkesin tüm sorunlarını çözüyor. Hafta arası, hafta sonu anlayışı olmuyor. Düğünden ölüme her konuda sizler vatandaşın yanında olmak zorundasınız. Bu yüzden özellikle en küçük kızım 2008 doğumlu o direkt benim siyaset hayatımın içine doğdu. O beni belediye başkanı olarak tanıdı, hala belediye başkanı olarak tanıyor. En çok onunla zaman geçirmemek zor oldu. Siyaset böyle bir şey. Siyasetçilerin aileleri bu yüzden çok fedakar oluyor.  Siyaset hayatımda ailemin çok büyük katkısı oldu. Allah onlardan razı olsun, çünkü siyaset zor iş. Çoğu zaman ailenizi yalnız bırakıyorsunuz. Onların da bu konuda anlayış göstermesi sizler için çok büyük bir destek oluyor. Siyasetin içinde olana her siyasetçi ailesinden feragat ediyor.

Doğup büyüdüğünüz şehre belediye başkanı olmak nasıl bir duygu?

Şöyle bir şey var ki eğer küçük bir yerden belediye başkanı olmak istiyorsanız, aileniz orada ikamet etmemişse seçilemezsiniz. Çünkü bölge sizi tanımıyor, siz bölgeyi tanımıyorsunuz. Bizler burada doğduk büyüdük ve burada ikamet ettik. Bu yüzden ilçenize hizmet etmek çok önemli bir şey. Öncelikle hayalleriniz var, hedefleriniz var ve yaptıklarınız var. Bunlar ilçeye değer katmaktır. İlçemizin eski ismi Pazarcık ve ben her fırsatta söylerim, 'Ben bir Pazarcık çocuğuyum' o yüzden ilçeme kalıcı eserler bırakmak, değer katmak benim için çok büyük bir mutluluk.

En büyük hayaliniz nedir?

2009 yılında göreve geldiğim andan itibaren kişisel olarak hayal kurmak diye bir şey kalmadı. İlçem için hayaller kurmaya başladım. Göreve gelirken zaten ilçemiz için 5-10 yıllık planlar yaparak geldik. Şöyle bir dönüp baktığım zaman, bugün göreve geldiğimiz ilk günden daha fazlasını yaptığımızı görüyorum. En büyük hayalim bir Pazarcık çocuğu olarak, 1974 yılına kadar Ankara-Bursa otoyolu Pazaryeri'nden geçmekteydi. Ulaşım akslarının içinde olan bir ilçeydik. Daha sonra Ankara-Bursa yolu gittikten sonra ilçemiz sosyo-ekonomik yönden sıkıntıya girdi. İlçemizin Bursa ile bağlantılı bir yolumuz var. O yolun açılmasıydı. Şu an 4. etap tamamlanarak, 20 kilometrenin, 106 virajı olan yolu 20 viraja ve 6 kilometre kısaltarak Pazaryeri ve Bursa'nın arasını 15 dakika daha kısa hale getirdik. Bunu gerçekleştirdik.

 

Yeniliklerden haberdar olabilmek için mail adresinizi giriniz.