BelediyeDeniz.Com
  • Anasayfa
  • RSS
  • İletişim
  • Site Haritası

Ankara'nın Tarihi Değerleri Bu İlçede

10 Eylül 2018

BelediyeDeniz ekibi bu hafta Başkent Ankara'da. Ankara'nın ilk kurulduğu yer olan, bu şehre gelen yerli ve yabancı turistlerin görmeden gitmediği Altındağ'dayız.

Dünyanın en önemli uygarlık müzelerinden olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin bulunduğu Altındağ, ayrıca Kurtuluş, Cumhuriyet, Etnografya, Gar gibi diğer önemli müzelere de ev sahipliği yapıyor. Cumhuriyet Tarihi'nin ilk meclisi ve Cumhuriyet'in simgesi Zafer Anıtı Altındağ'ın merkezi Ulus'ta yer alıyor. Yüzyıllardır ayakta kalan 30'a yakın Selçuklu ve Osmanlı Dönemi'ne ait camii tüm ihtişamıyla kenti süslüyor. Suluhan Çarşısı ticaretiyle, Çengelhan sanayi müzesiyle, Pirinçhan ise kültür ve sanat merkeziyle Altındağ'a hayat veriyor. Roma Hamamı, Augustus Tapınağı, Julianus Sütunu ise Roma ve Bizans İmparatorluklarına doğru mistik bir yolculuğa çıkmak için en doğru adres.

Ankara'nın Altındağ ilçesi, İç Anadolu Bölgesi'nin kuzey batısındaki Yukarı Sakarya Bölümü'nde yer alır. Altındağ'ın kuzeyinde Çubuk ve Pursaklar, batısında Keçiören ve Yenimahalle, güneyinde Mamak, güneybatısında Çankaya, doğusunda Akyurt ve Elmadağ ilçeleri bulunmakta. Altındağ, Ankara Ovası, Çubuk ve Akıncı Ovası arasındaki engebeli arazide kurulmuş. İlçenin yüzölçümü 174 kilometrekare. Ankara'nın doğusunda bulunan İdris ve Hüseyingazi dağları, kuzeyde Etlik ve Karyağdı dağları ile Ankara Ovası tarafından çevrilmiş. Çubuk Çayı üzerinde kurulan Çubuk Barajı Altındağ'ı kuzey ve güney yönünden ikiye bölmekte.

Altındağ ve Ankara'nın Tarihi

Altındağ'ın tarihi Ankara Kalesi'nin tarihiyle özdeş sayılır. Bilinen tarihi paleolitik çağlara kadar uzanır. Ancak en aydınlatıcı bulgular Hititler'den öteye gitmez. M.Ö. 4000 - 1200 yıllarına denk gelen Hititler Dönemi'nde Ankara Kalesi'nin İçkale bölümünün yerleşime açık olduğu bilinmekte. M.Ö. 547 yılındaki Pers egemenliğinden sonra, M.Ö. 281'de Galatlar'ın eline geçen Ankara, bu dönemde kale - kent haline dönüşmüş. Ankara Kalesi'nin konumu, yapılış şekli, kullanılan taşların özellikleri bu kalenin Galatlar tarafından inşa edildiğini gösteriyor.

Ankara, M.Ö. 25 yılında Roma topraklarına katılır ve bulunduğu bölgenin başkenti niteliğini kazanır. M.S. 10 yılında Hacı Bayram-ı Veli Camii'nin bulunduğu yerde İmparator Augustus adına bir tapınak inşa edilir. Yine bu dönemde İmparator Augustus, Yunan şehir devletlerini örnek alarak Ankara'yı 12 semtten oluşan serbest bir şehir haline dönüştürür. Ankara, M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle birlikte 1073 yılına kadar Bizanslıların yönetiminde kalır.

1073'te Türklerin eline geçen Ankara, 1143'te Selçuklu Sultanı 1.Mesut, 1169 yılında da 2. Kılıçarslan tarafından yönetilir. İçkale'deki Alaaddin Camii, Samanpazarı Semti'ndeki Arslanhane Camii, Selçuklular Dönemi'nden günümüze kalan önemli eserlerdir. 14. Yüzyıl'da sık sık el değiştiren Ankara, İlhanlıların, Eretna Beyliği'nin, Ahilerin daha sonra da Osmanlıların egemenliğine girer. Bölgede, 1402 yılında ünlü Ankara Savaşı gerçekleşir. Osmanlı Dönemi'nde, önce Büyük Anadolu Eyaleti'nin merkezi, daha sonra da Sancak Merkezi olan Ankara'da sof yapımı, debbağlık ve kundura üretimi oldukça gelişir. Bölgede ticaretin gelişmesiyle birlikte çok sayıda han ve bedesten inşa edilir.

Cumhuriyet ile birlikte başkent ilan edilen Ankara, sahip olduğu tarihi mirasın üzerine inşa edilerek bugünkü görünümüne ulaşır. Yerleşim merkezi olmaya başladığı ilk yıllardan itibaren Ankara, Altındağ Bölgesi'nde kurulur ve gelişir. Kalesi, camileri, hanları, hamamları ve evleriyle kale civarında boy gösteren bir Anadolu kasabasıdır Ankara. Altındağ, mimarinin yanı sıra önemli düşünürlerin ve sanat adamlarının da izlerini taşır. Hacı Bayram-ı Veli, Mimar Sinan, Cenabi Ahmet Paşa bu önemli düşünürlerden sadece birkaçıdır. Bu düşünürleri Altındağ'da somutlaştıran ve günümüze kadar ulaştıran Hacı Bayram-ı Veli Camii ile Mimar Sinan'ın izlerini taşıyan Cenabi Ahmet Paşa Camii en önemli eserlerdendir.

Altındağ'da Nereleri Gezebiliriz?

Altındağ, Türkiye'nin en büyük ve en önemli müzelerine sahiptir. Anadolu Medeniyetler Müzesi ve Ankara Etnografya Müzesi başta olmak üzere onlarca kültürel mekan Anadolu medeniyetlerinin izlerini günümüze taşımakta. Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi, özellikle Cumhuriyet Dönemi heykeltıraşları ve ressamlarına ait birçok esere ev sahipliği yapmakta. 1. TBMM Binası, Ankara Kurtuluş Savaşı Müzesi adıyla hizmet verirken 2. TBMM Binası ise Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılmakta. Tarihi Çengelhan'da bulunan Çengelhan Rahmi Koç Müzesi, dünyadaki sayılı sanayi müzelerinden biridir. Hamamönü'nde bulunan Mehmet Akif Ersoy'un yaşadığı ve İstiklal Marşı'nın yazıldığı ev, bugün Mehmet Akif Ersoy Müze Evi olarak ziyaretçilerine kapılarını açmakta.

Önemli anıtların başında ise Ulus'taki Zafer Anıtı gelmekte. Bu yapıt, Kurtuluş Savaşı kahramanlarının anısına Yeni Gün Gazetesi öncülüğünde yaptırılmış. Türk Hükümeti tarafından düzenlenen uluslararası yarışmada birincilik elde eden Avusturyalı Sanatçı Heinrich Krippel'e 1925 yılında sipariş edilen heykel, Viyana'da Birleşik Maden İşletmeleri'nde döktürülmüş 24 Kasım 1927 tarihinde Ulus'taki Sümerbank Genel Müdürlüğü Binası önüne yerleştirilmiş. Daha sonra meydan genişletme çalışmaları sırasında ilk yeri değiştirilerek bugünkü yerine taşınmış. Ulus'ta bulunan Hacı Bayram Camii, Ankara için sembol yapılardan biridir. Yapılış tarihi 1427'dir. Camiye bitişik Hacı Bayram Türbesi ve Monumentum Ancyranum(Ankara Anıtı) yine bu bölgede yer alır. Ankara Anıtı, M.Ö. 2. Yüzyıl'da Friglerin Ay Tanrısı Men adına yapılmış ve sonradan yıkılmış tapınağın üzerine, Galat hükümdarı Amintos'un oğlu Kral Pylamenes tarafından Roma İmparatoru Augustus için bir bağlılık nişanesi inşa ettirilmiştir. Ankara Roma Hamamı'nı 3. Yüzyıl'da Septimus Severus'un oğlu Roma İmparatoru Caracalla, Sağlık Tanrısı Asklepoin adına yaptırmıştır. 8. Yüzyıl'da yangında yıkılmışsa da onarılarak 5. Yüzyıl'da hamam olarak kullanılmıştır. Jülian Sütunu ise 4 buçuk metre yüksekliğindedir. Sütunu, Bizans İmparatoru Julien L'apostat tarafından diktirildiği tahmin edilmektedir. Halk arasında Belkıs Minaresi olarak da bilinir.

Şimdi bu ilçeye gittiğinizde ziyaret edip gezebileceğiniz yerlerden söz edelim.

Alaaddin Camii

Ankara, çok sayıda tarihi ibadethaneye sahiptir. Kocatepe, Hacı Bayram, Ahi Yakup Camii bunlardan sadece birkaçıdır. Peki, Ankara'nın ilk camisi hangisi biliyor musunuz? Hemen söyleyelim. Alaaddin Camii. Bu camii, 1211-1236 yılları arasında inşa edilmiştir. Selçuklu Dönemi eserlerinden olan cami, 1361 ve 1433 yılında Osmanlılar tarafından onarılmış son olarak 1954'te Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce yenilenmiştir. Bu nedenle orijinalliğinden uzaklaşmıştır. Tek orijinal kalan parçası cevizden yapılan minberidir.

Hacı Bayram Camii

Ankara'nın Altındağ İlçesi'nin Ulus Semti'nde bulunan tarihi camiidir. Yapılış tarihi hicri 831 yılı olan caminin ilk mimarı Mimar Mehmet Bey hakkında bilgi yoktur. Uzunlamasına dikdörtgen bir plana sahip yapı taş kaideli, tuğla duvarlı ve kiremit çatılıdır. Cami, adını bahçesindeki Hacı Bayram Türbesi'nden alır. Mihrap duvarına bitişik olan türbe 1429 yılında yapılmıştır. Kare planlı, sekizgen tamburlu türbenin üzeri kurşun kubbeyle örtülüdür. Ayrıca caminin bahçesinde 18. Yüzyıla ait Osman Fazıl Paşa Türbesi de bulunmaktadır. Cami, ahşap ve ahşap üzerine kalem işi süslemeleri ve çini süslemeleri bakımından oldukça zengin bir yapıya sahiptir. Caminin güneydoğu duvarında iki şerefeli bir minare bulunur. 1714 yılında Hacı Bayram Veli'nin torunlarından Mehmet Baba tarafından tamir edilen camii, 1940 yılına da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir. Külliyesi en son Ankara Büyükşehir Belediyesi'nce orijinaline uygun olarak yenilenmiş ve 14 Şubat 2011 tarihinde de ibadete açılmıştır. Cami, kapalı alanda 4500, açık alanda 1500 olmak üzere toplam 6000 kişinin ibadet etmesine uygun bir hale getirilmiştir.

Hamamönü

Ankara'nın Altındağ İlçesi'nde bulunan tarihi bir bölgedir. Burada yer alan 19. Yüzyıl mimarlık örneği tarihi binalar Altındağ Belediyesi tarafından restore edilerek ayakta kalmıştır. Hamamönü, adını bir Türk boyu olan Oğuzların Bayındır Boyu Beylerinden Karacabey'in yaptırdığı çifte hamamdan almıştır. Tarihi Karacabey Hamamı bu bölgede yer almaktadır. İstiklal Marşı'nın yazıldığı Mehmet Akif Ersoy'un evi de yine burada dikkat çekmektedir. Hamamönü'ndeki camiler Taceddin Sultan Camii, Hacı İlyas Camii, Hacı Musa Camii, Sarıkadı Camii ve Mehmet Çelebi Camii'dir. Kamilpaşa Konağı, Beynamlızade Konağı ve Kabakçı Konağı ise bölgedeki diğer konaklardır. Hamamönü'ndeki son dönem Osmanlı evleri tamamen Türk motifleriyle bezenmiştir. Hamamönü sokaklarını gezdiğinizde kendinizi 19. Yüzyılda gibi hissedecek ve yaklaşık 150 yıl öncesinin sosyal yaşamını teneffüs edeceksiniz.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Anadolu'nun eski çağlardan bugüne tarihin kalıntılarını sergileyen ve köklü bir geçmişe sahip olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara'nın Altındağ İlçesi'ndedir. Mahmutpaşa Bedesteni ve Kurşunlu Han gibi iki önemli Osmanlı tarihi yapısı bulunmaktadır. Dünyanın sayılı müzeleri arasına girmeyi başaran müzenin, sergilediği eşsiz koleksiyonları arasında Paleolitik Çağ, Yontma Taş Devri, Neolitik Çağ, Kalkolitik Çağ, Eski Tunç Çağı ve Hititler, Urartular, Frigler gibi medeniyetlerin yaşadığı döneme ait kalıntıları görmek mümkün. Önemli ve kalıcı bir müze olmaya devam edeceğinin garantisini 1997 yılında Avrupa konseyine bağlı ve İsviçre'nin Lozan Kenti'nde düzenlenmiş Avrupa Yılın Müzesi Ödülü'nü alarak göstermiştir.

Ankara Kalesi

Bizans Dönemi'nde Arap saldırılarından korunmak için yapılmıştır. İç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşan bu yapı, 850 metre yüksekliğindedir. Tarih boyunca pek çok onarım ve bakımdan geçen kale günümüzde ziyarete açıktır. Türkiye'nin başkenti Ankara ile aynı ismi taşıyan Ankara Kalesi, oldukça dikkat çeken ve en fazla ziyaret edilen yerlerden biridir. Yapılış tarihi hakkında pek fazla bilgi olmayan kalenin, Hititler tarafından inşa edildiği sanılmaktadır. Ankara Kalesi'nin iç kale bölümü yaklaşık 43 bin kilometrekarelik bir alanı kaplarken, dış kale ise eski Ankara'yı çevrelemektedir. Romalılar ve Bizanslılar tarafından onarılan bu yapıt, 1073 yılında Selçukluların eline geçmiştir. Ankara'nın gezilebilecek yerlerinden olan Ankara Kalesi'ni görmek ve incelemek keyifli vakit geçirmenizi sağlayacaktır.

Altınköy Açık Hava Müzesi

Ankara'nın Altındağ İlçesi'ne bağlı Beşikkaya Mahallesi'nde bulunan Altınköy Açık Hava Müzesi, 1930'lu 1940'lı ve 1950'li yılların Anadolu'daki köy hayatını şehre taşıyor. Şehrin stresinden ve gürültüsünden uzaklaşmak isteyenler, ilk tercihini Altınköy'den yana kullanıyor. Altınköy projesi, Altındağ Belediyesi tarafından 2013 yılında hayata geçti. Proje kapsamında bölgedeki gecekonduların tamamı yıkıldı. Yaklaşık 500 dönümlük araziye Anadolu'nun eski köy evleri orijinaline sadık kalınarak getirtilip yerleştirildi. Altındağ Belediyesi tarafından tek bir çivi çakılmadan bölgeye yerleştirilen evler yine en doğal köy eşyalarıyla donatıldı. Anadolu'nun farklı yörelerinden toplanan eşyalar kullanım durumuna göre evlerin içinde ve dışında yer alıyor. Köy camisi, çamaşırhanesi, okulu, fırını, bakkalı, kahvesi, asma köprüsü, yel ve su değirmeni ziyaretçileri 100 yıl öncesinin köy yaşantısına götürüyor. Altınköy'de koyun, kuzu, inek, at, eşek, kuş, geyik, ceylan, karaca, horoz ve tavuk gibi hayvanlarla da karşılaşmak mümkün. Köy fırınında yapılan dumanı üstünde mis gibi kokan köy ekmeğini Altınköy'de yiyebilirsiniz. Bugün şehirde doğup büyüyen çocukların kültürlerine yabancılık çekmemesi için Altınköy adeta biçilmiş kaftan...

Arslanhane Camii

Altındağ'ın Samanpazarı Bölgesi'nde bulunur. Arslanhane Camii, Selçuklular Dönemi'ne ait bir yapıdır. 13. Yüzyılın başında Ahiler Dönemi'nde yapılan caminin ilk restorasyonu 1289 - 1290 yılları arasında Ali Şerafettin tarafından yapılmıştır. Ali Şerafettin'in türbesi de yine burada yer almaktadır. Çatısı kurşun kaplama, tavanı ve sütunları ahşap, mihrabı Selçuklu çinileri ile kaplı bu camiden etkilenmemek mümkün değil. Türbe duvarında gömülü antik aslan heykeli nedeniyle caminin Arslanhane adını aldığı sanılmaktadır. Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden birini temsil eden caminin son restorasyonu ise Altındağ Belediyesi tarafından gerçekleştirilmiştir.

Augustus Tapınağı

Augustus Tapınağı, Ankara Ulus'taki Hacı Bayram Camii bitişiğindedir. M.Ö. 25 yılından sonra Frigya Tanrısı Men adına yapılmış olan tapınak zamanla yıkılmıştır. Bugün kalıntıları bulunan tapınak son Galat Hükümdarı Amintos'un oğlu Kral Pilamenes tarafından Roma İmparatoru Augustus adına bir bağlılık nişanesi olarak yaptırılmıştır. Bizanslılar zamanında çeşitli eklemeler yapılıp pencereleri açılarak kilise haline getirilmiştir. Bu tapınak, 1555 yılında İmparator Ferdinand'ın yolladığı Hollandalı Busbecque tarafından bulunmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra 1930 yılında Dr. Hamit Zübeyr Koşay'ın gerçekleştirdiği kazılarda tapınağın tüm mimarisi ortaya konmuştur.

Jülian Sütunu

Altındağ'ın Ulus Semti'nde bulunur. Sütun 362 yılında Roma İmparatoru Jülian'ın Ankara'ya ziyareti onuruna dikilmiştir. 15 metre yüksekliğindedir. Gövdesinde çok sayıda halka şekilli beyaz taşlar üst üste konulmuş fakat tek parça gibi görülmektedir. Hiçbir yazıtı yoktur. Başlığı yapraklarla süslü, kaidesi ve gövdesi ise çok sadedir. Halk arasında Belkıs Minaresi adıyla da anılır. Önceden Taşhan'ın yanında olup 1934 yılında Valilik Binası önünde bugünkü yerine nakledilmiştir. Yapı Korint sütun başlığı modeline sahiptir. 2001 yılında Ankara Valiliği tarafından restore edilmiştir.

Ahi Elvan Camii

1382 yılında, Ahi Elvan Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra 1413 yılında, Çelebi Mehmet'in emri ile tamir ettirilmiştir. Ankara'nın Altındağ'a bağlı Koyunpazarı Sokağı'nın başında yer alır. Selçuklu Dönemi'ne aittir. Ahşap direkli cami örneklerinden biridir. Yapıya üç kademeli merdivenle çıkılır. İbadet mekanı üç sıra halinde, dörderli ahşap sütunlarla ayrılmış, dört bölümden oluşur. Ahşap sütunların üzerine yöredeki Bizans ve Roma yapılarından toplanan, Dor ve Korint üslubunda, sütun başlıkları yerleştirilmiştir. Bunların taşıdığı üst örtü çatıdır ve kiremit örtülüdür. Selçuklu camilerinin birçoğunda görülen ahşap destek sistemli ve ahşap tavanlı camilerden olan eserin planı muazzam bir dikdörtgendir. Caminin en güzel kısımlarından biri de minberidir. Sultan Alaattin Camii ve Arslanhane Camii minberi ile ahşap işçiliği ve şekil bakımından büyük benzerlikler göstermektedir. Minber kapısı üzerinde üst üste iki kitabe bulunmaktadır.

Ahi Yakup Camii

Giriş kapısı üzerinde yer alan yazıta göre, 1391 yılında Ahi Yakup tarafından yaptırılmıştır. Altındağ'ın İsmetpaşa Mahallesi'nde bulunur. Oldukça sade bir yapıda olan mescidin son cemaat yerine bir merdivenle çıkılır. Mihrabı alçıdandır ve üzerinde Kelime-i Tevhit yazılıdır. İsmetpaşa Mahallesi'nde eğimli bir arazide bulunan camiye doğu cephesinden 11 basamaklı merdivenle çıkılır. Taş temel üzerine kerpiçten yapılmış, kiremit çatılı sade bir yapıdadır. 14. Yüzyıl Ankara camileri için tipik olan mihrabı ile dikkat çeken cami görülmesi gereken ibadethanelerin arasında yer alır.

Cumhuriyet Müzesi

1923 yılında parti merkezi olarak yapılan ve günümüzde Cumhuriyet Müzesi olan binanın temeli, Atatürk'ün isteği üzerine atılmıştır. Parti merkezi olarak kullanıldıktan sonra bu tarihi yapı 36 yıl boyunca meclis binası görevini üstlenmiştir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında önemli kararların alındığı bu yapının mimarı Vedat Tek'tir. Ankara Altındağ'da bulunan meclis binası günümüzde Cumhuriyet Müzesi olarak hizmet vermektedir. Ankara Cumhuriyet Müzesi, 1981 yılında ziyaret açılmıştır. Müzede, Atatürk devrimlerinin ve ilkelerinin anlatıldığı panolar, görseller ve dönemin üç Cumhurbaşkanı Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar'ın kişisel eşyaları bulunmaktadır. Aynı zamanda Dolmabahçe Sarayı'ndaki birçok eşya da müzede sergilenmektedir.

Çengelhan

1522 - 1523 tarihleri arasında Mihrimah Sultan'ın eşi Damat Rüstem Paşa tarafından inşa ettirilmiş bir handır. Ulus'ta At Pazarı Mahallesi'nde bulunmaktadır. Klasik Osmanlı mimarisine sahiptir. Bu yapı, dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuştur. Sağlam Horasan duvarlarına sahip olan han, korumaya uygun yapısıyla uzun süre tiftik deposu olarak kullanılmıştır. Osmanlı Devleti'nde İpek Yolu üzerinde bulunan Çengelhan, Anadolu kervanlarının uğrak noktası olarak bir ticaret merkezi haline gelmiştir. 1991'de istimlak edilişine kadar sahibi Anadolu Beylerbeyi Karacapaşa'nın torunlarından Raife Karacabeyoğlu Öngen'dir. Çengelhan, aralarında Ankara'nın önde gelen ailelerinden Kınacıların ve Bulgurluların bulunduğu yaklaşık 20 kiracının gıda malzeme deposu olarak da kullanıldı. 1980'lerde Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından "Korunması Gereken Eski Eser" olarak tanımlanan Çengelhan, 2005'te Koç Holding tarafından kiralanıp restore edilmiştir.

Çengelhan Rahmi Koç Müzesi

Ankara'nın sanayi alanındaki ilk müzesi olan Çengelhan Rahmi Koç Müzesi, Ankara Kalesi'nin girişinde tarihi bir kervansarayda yer alır. Çengelhan Rahmi Koç Müzesi'nde sanayide kullanılan araçlar, ilk daktilo, ilk televizyon, arabalar sergilenmektedir. Hem büyük bu tarihi kervansarayı gezmek hem de bu tarihin içindeki farklı atmosferi yaratan koleksiyonlara şahit olmak için oldukça güzel bir gezi planı olabilir.

Devlet Resim ve Heykel Müzesi

Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Altındağ'ın Ulus Semti'ndeki Namazgah Tepesi'nde yer alır. 6 Nisan 1980'de hizmete açılan müze, 1927 yılında Türk Ocakları Merkez Binası olarak yapılan ve 1. Ulusal Mimarlık Akımı'nın en güzel örneklerinden kabul edilen tarihi binada yer alır. Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türk plastik sanatının gelişim dönemlerini yansıtan eserlerin bulunduğu müze zengin bir koleksiyona sahiptir. Müzede, Osman Hamdi Bey'den Abdülmecit Efendi'ye, Şeker Ahmet Paşa'dan Fikret Mualla'ya, İbrahim Çallı'dan Abidin Dino'ya kadar çok sayıda sanatçının orijinal eserleri sergilenmektedir. Ankara'nın ilk kültür sanat salonu olarak hizmet veren müzede operet temsillerine uygun bir de sahne bulunmaktadır.

Etnografya Müzesi

Altındağ'da yer almaktadır. Kurtuluş Savaşı'nda Cuma namazlarının kılındığı eski adı Namazgah Tepesi olan yerde kurulmuştur. İlk başlarda arkeoloji müzesi olarak kullanılmak istenmiş daha sonra resim heykel müzesi olmasına karar verilmiştir. Anadolu Türk kültürünün yüzlerce yıllık mirasıdır. 1930 yılından beri faaliyet gösteren Etnografya Müzesi'nde, Türk sanatının Selçuklu Dönemi'nden günümüze kadar uzanan örnekleri sergilenmektedir. Koleksiyonunda Anadolu'nun çeşitli yörelerinden derlenmiş halk giysileri, süs eşyaları, ayakkabı, takunya örnekleri, çeşitli keseler, oyalar, çevreler, uçkurlar, peşkirler, bohçalar, yatak örtüleri, gelin kıyafetleri, damat tıraş takımları ile çeşitli yörelerden halı ve kilimler yer alır. Anadolu maden sanatını temsil eden çeşitli eserler, Osmanlı Devri yayları, okları, çakmaklı tabancalar, tüfekler kılıç ve yatağanlar, Türk çini porselenleri ve Kütahya porselenleri, tasavvuf ve tarikatla ilgili eşyalar, Türk yazı sanatının güzel örneklerinden levhalar da yine bu müzenin koleksiyonları içerisinde bulunur. Müzede özellikle Anadolu etnografya ve folkloru, sanat tarihiyle ilgili eserleri içeren bir ihtisas kütüphanesi de bulunmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk'ün naaşı 1953'te Anıtkabir'e nakil edilene kadar burada kalmıştır. Halen bu kısım, Atatürk'ün anısına hürmeten sembolik bir kabir şeklinde korunmaktadır.

Gençlik Parkı

Ulus'taki park, Cumhuriyet'in ilk yıllarında bataklıklarla kaplı yaklaşık 28 hektar büyüklüğünde bir araziye kurulmuştur. Park yapılmasına karar verilen arazinin bir bölümünde ay yıldız adında bir futbol sahası bulunmaktaydı. 1936'da inşaatına başlanan park, 19 Mayıs 1943 Günü hizmete açıldı. İlk projede kuşlar için bahçe, açık hava tiyatrosu, çocuk bahçesi, labirent, yüzme havuzu ve 2200 metrelik bir gezi yolu bulunmaktaydı. Gençlik Parkı, 150 metrelik dönme dolabı ve 45 metrelik asansörüyle dikkat çekmektedir. Sadece çocukların değil tüm Ankaralıların severek gittiği Gençlik Parkı, eğlencenin tek adresi olarak hafızalara kazındı. 2007 - 2008 ve 2009 yıllarında yenilen parka, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nun işbirliğiyle Türkiye'nin ilk bilim merkezi kuruldu.

Roma Hamamı

Ulus'tan Yıldırım Beyazıt Meydanı'na uzanan Çankırı Caddesi üzerinde bulunur. 3. Yüzyılda Septimus Severus'un oğlu Roma İmparatoru Caracalla tarafından Sağlık Tanrısı Asklepios adına yapılmıştır. Bugün Roma Hamamı olarak adlandırılan bu platformun büyük bir höyük olduğu, en üstte Roma Çağı, onun altında da Frig Devri yerleşkelerinin kalıntıları tespit edilmiştir. Höyük altında kalan taş kalıntıları çok iyi korunduğundan yapının planı anlaşılmaktadır. Buna göre yapının bir taşra kenti hamamından çok imparatorluk standartlarına göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Hamam, 80'e 100 metre boyutunda, taş ve tuğladan yapılmıştır. Çankırı Caddesi girişiyle sütunlu bir revak kalıntısının çevrelediği geniş bir alana yayılan ve Palaestra denilen beden eğitimlerinin ve güreş müsabakalarının yapılan yere girilmektedir. 7. Yüzyılda bir yangın sonucunda tahrip olan yapının, kazılar sırasında ele geçen sikkelerden yaklaşık 500 yıllık bir süreyle kullanıldığı ve zaman zaman onarıldığı anlaşılmaktadır. 1938 - 1943 yılları arasında Türk Tarih Kurumu tarafından arkeolojik kazılarda hamamın soyunma ve yıkanma kısımları ile yer altındaki külhan ve servis yolları ortaya çıkarılmıştır.

Pirinçhan

Ankara Kalesi'nin surları altında, Koyunpazarı Mevkii Pirinç Sokak'ta bulunan Ankara'nın ilk ahşap hanlarından biridir. 18. Yüzyılda küçük kervanların soygunculardan korunması ve konaklama amacıyla üç katlı olarak inşa edilmiştir. İstiklal Savaşı'yla birlikte 1921 yılında ön karakol haline getirilmiş ve müfreze komutanlığı olarak 1942 yılına kadar hizmet vermiştir. Pirinçhan, 1985 yılında Ahmet Ferhan Cebeci tarafından restore edilmiştir. İçerisinde çok sayıda sahaf ve antikacının bulunduğu bu tarihi handa eski gazetelerden dergilere, gramofonlardan hediyelik eşyalara kadar birçok ürünle karşılaşmak mümkün. Pirinçhan'da bunların yanı sıra resim galerileri ve sanatsal aktivitelerde göze çarpıyor. Hanın giriş katında yer alan kafelerde Ankara'nın en güzel saleplerinden birini tadabilirsiniz.

PTT Müzesi

PTT Müzesi, Altındağ'ın Örnek Mahallesi'nde yer almaktadır. Ulaşımı oldukça kolaydır. Ankara PTT Müzesi'nde bugün tedavülde olmayan Osmanlı ve Türk pulları ile yaklaşık 200 ülkenin pulları bulunmaktadır. Bu müze, Kurtuluş Savaşı Müzesi, Ankara Oyuncak Müzesi ve Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi gibi çok kapsamlı bir koleksiyona sahip olmasa bile kesinlikle görülmeye değer.

Suluhan

Ulus'ta yer alan tarihi bir handır. 1508 - 1511 yılları arasında 2. Beyazıt Devri Emirlerinden Hasan Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Hacı Doğan Mahallesi Tekneciler Sokağı ile Suluhan Sokağı arasında bulunmaktadır. İki katlı, iki avlulu kagir (taş ya da tuğladan yapılan yapı) bir şehir hanıdır. Osmanlı Dönemi'nde kahve ve iplik ticareti yapılan Suluhan, 1929'da meydana gelen balık pazarı yangınından sonra tahrip olmaya başlamıştır. 1940'lı yıllarda hanın sadece dış duvarları ayakta kalmıştır. 1969'da yıkılarak yerine iş hanı yapılması düşünülse de daha sonra bundan vazgeçilmiştir. 1984 yılında moloz taş ve kesme taşla kagir olarak aslına uygun bir şekilde onarılarak restorasyondan geçmiştir.

Türk Hava Kurumu Müzesi

Ankara Türk Hava Kurumu Müzesi, 19 Mayıs 2002 yılında hizmet vermeye başlamıştır. Hipodrom Caddesi üzerinde bulunan müzeye ulaşım oldukça kolaydır. Müzede, Türk Hava Kurumu'na ait madalyalar, bröveler ve rozetler sergilenmektedir. Aynı zamanda çeşitli uçaklara da müze gezisinde rastlayabilirsiniz. Ankara'da zengin koleksiyonlara sahip müzeleri ziyaret ederken Türk Hava Kurumu Müzesi'ni de gezmeyi unutmayın. Müze, pazartesi hariç haftanın her günü açıktır.

Telekomünikasyon Müzesi

Aydınlıkevler'de bulunan Telekomünikasyon Müzesi; Eğitim, Bilim ve Teknoloji Merkezi niteliğinde olup çok sayıda öğrencinin yoğun ilgisini çekmektedir. Eğitici müzecilik anlayışını benimseyen müzede iç içe üç salon yer alır. Salonların ikisi sergi için diğeri de uygulama bölümü olarak kullanılır. Telekomünikasyon Müzesi'nin uygulama salonundaki cihazlar rehber öğretmenler tarafından anlatılıp daha sonra uygulama bir şekilde tek tek kullandırılmaktadır. Müzede eski dönemlere ait evraklar, Atatürk'ün Telgraf Müdürlüğü'ne armağan ettiği duvar saati, teleteks cihazları, telefon jetonları, telefon makineleri, ankesörlü telefonlar, ölçü aletleri, kablolar ve tanınmış kişilere ait abonman sözleşmeleri bulunmaktadır. Müze, hafta içi her gün 08.00 - 18.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Ulucanlar Cezaevi

1923 yılında askeri depo olarak hizmet vermek üzere inşa edilen bir bina içine kurulan cezaevi, 1925 yılında yapılan tadilatlar sonucunda cezaevi olarak kullanılmaya başlandı. 1925 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk hapishanesi olarak inşa edildi. 2006'da kapatılan ve 2009'da restore edilmek üzere Altındağ Belediyesi'ne devredilen Ulucanlar Cezaevi, 15 Haziran 2011 tarihinde bambaşka bir kimlikle kapılarını açtı. Açık kaldığı 81 yıl boyunca infazlara ve mahkûm isyanlarına tanıklık eden, Türk edebi ve siyasi tarihinin önemli isimlerinin kaldığı Ulucanlar Cezaevi, Altındağ Belediyesi tarafından müze ve kültür sanat merkezine dönüştürüldü. Türkiye'de bir ilki gerçekleştiren Altındağ Belediyesi, cezaevinin yıkılmasına izin vermeyerek Ankara'ya önemli bir eser daha kazandırdı. Bütün yaşanmışlıklarıyla birlikte ziyaretçilerini ağırlayan Ulucanlar Cezaevi, misafirlerini tarihin tozlu sayfalarında gezintiye çıkarıyor.

 

Yeniliklerden haberdar olabilmek için mail adresinizi giriniz.