BelediyeDeniz.Com
  • Anasayfa
  • RSS
  • İletişim
  • Site Haritası

“Altındağ, Ankara’nın Başkenti”

10 Eylül 2018

BelediyeDeniz ekibi bu hafta Başkent'in tarihi sokaklarındaydı... Ankara'nın kurulduğu ilk yer olan Altındağ'ı gezdik. Burayı daha yakından tanımak için de Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki'nin kapısını çaldık.

Ankara'ya gittiğinizde görmek isteyeceğiniz tarihi turistik mekanların büyük kısmı Altındağ'da. Biz de Ankara'nın tarihi ve turistik mekanlarını, Altındağ'ın en güzel yerlerini sizin için Başkan Tiryaki'ye sorduk. Tiryaki, "Biz hep, ‘Ankara'yı Ankara yapan Altındağ'dır.' diyoruz. Çünkü Ankara'nın tarihi değerlerinin pek çoğu Altındağ'da bulunuyor." diyor. Dilerseniz fazla uzatmadan sözü Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki'ye bırakalım...

Altındağ'ın isminin hikayesi ve tarihinden kısaca bahsedebilir misiniz?

Başkent Ankara'nın ilçelerine verilen isimlerin her biri ayrı bir hikaye... Anadolu'nun kalbi Ankara'nın tarihinde yaşanan olaylar ve coğrafi konumu, ilçe isimlerine de yansımış. İlçe isimlerinin nereden geldiğine dair kulaktan dolma bilgiler anlatılıp duruluyor, tam anlamıyla doğru bilgiler bulunmuyor. Ancak Altındağ ile ilgili anlatılan hikaye şöyle: Milattan önce ve sonra yerleşmelerin bulunduğu ilçemizi ilk Frig Kralı Midas kurmuş. İlçe, ‘Antik ve Osmanlı Ankara'sı' olarak bilinmesinin yanı sıra Anadolu Selçuklusunun ‘Melik' şehri olmuş ve Osmanlı'nın eyalet merkezliğini yapmış. Altındağ çok zengin bir tarihe ve kültür mirasına sahip olan bir ilçe... Başkent'in ilk yerleşim alanı olması nedeniyle tarihi açıdan çok önemli eserlere ev sahipliği yapıyor. Bu yüzden bölgemiz çok değerli alanlara sahip. Eskiden burada yaşamanın pahalılığından ve değerli mekanların, arsaların olması, altın gibi değerli görülmesi ve ilçede yer yer yüksek kesimlerinin olmasından dolayı bölgeye ‘Altındağ' adının verildiği rivayetler arasında bulunuyor.

Biz hep, ‘Ankara'yı Ankara yapan Altındağ'dır.' diyoruz. Çünkü Ankara'nın tarihi değerlerinin pek çoğu Altındağ'da bulunuyor. Cumhuriyet dönemine ait pek çok manevi değer, 1920'li yılların Ankara'sına ait pek çok hatıra, o yılların en değerli ilim insanlarının, milletvekili ve bakanlarının oturduğu evler, Roma dönemine ait pek çok tarihi değer, tarihleri 800 yıl öncesine dayanan camiiler, dergahlar, türbeler, ayrıca tüm dünya tarafından bilinen müzeler, ören yerleri Altındağ ilçesi sınırları içerisinde yer alıyor. Yani Ankara tarihinin tamamı Altındağ'da yatıyor. Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana başkentin geçirdiği her değişimin izini Altındağ'da bulabilirsiniz. Altındağ'daki tarihi yapılar ve anıtlar Ankara'nın kent kimliğinin en önemli unsurları... Bir kente kimliğini veren de tarihidir.

Ancak birkaç yıl öncesine kadar bu bölgelere ilgisiz kalınmış, yıllar içinde Ankara'nın kalbi olan bu yerler viraneye dönüşmüştü. Bizim gerçekleştirdiğimiz çalışmalar neticesinde Altındağ, hak ettiği ilgiyi yeniden görmeye başladı.

Altındağ'ı nasıl tanımlarsınız?

Altındağ benim için ‘Ankara'nın başkenti' Bütün kültürel doku, korunması gereken yapılar, kültür varlıkları, eski meclis binaları, bakanlık binaları, tarihi camileri, tarihi Ankara evlerini içinde barındıran ve Anadolu'dan Ankara'ya gelen insanlara ilk ev sahipliği yapmış eski şehir merkezidir. Ayağa kalkması gereken, muhafaza edilmesi gereken, eski anıların yaşatılması gereken bir yerdir. Cumhuriyet'in kuruluşunu simgeleyen yerdir burası. Altındağ, 1950'lere kadar Ankara'dır aslında...

Ben Altındağ'ı evim, Altındağlıları ise ailem gibi görüyorum. Bu nedenle kendimden ziyade, Altındağ'ın ve Altındağlı vatandaşların, özellikle de çocukların daha iyi bir geleceğe kavuşması benim için çok önemli...

Altındağ'ın geçim kaynağı nedir?

Altındağ'da yaşayanların büyük bir çoğunluğu ya işsiz ya da asgari ücretle çalışıyor. Dar gelirli aileler genellikle bizim bölgemizde yaşıyor. Çocuk sayısı arttıkça, geçim sıkıntısı da artıyor. Kadınların pek çoğu okuma yazma dahi bilmiyor. Kimisi geçim derdinden okuyamamış, kimisi okula gönderilmemiş. Kimisine ‘yeter' denilmiş, sadece ilkokulu bitirmesine izin verilmiş. Büyükleri zamanı geldiğine karar vermiş, fikri bile sorulmadan evlendirilmiş, evlerinin kadını olmuşlar. Ömürleri dört duvar arasında geçmiş. Tüm yaşamları evleri, eşleri ve çocukları olmuş... Bundan başka bir hayat bilmemiş, tanımamış, tanımasına da izin verilmemiş. Aynı anneleri gibi... Bu kadınlar yıllarca aynı kaderi paylaştılar Altındağ'da...Şimdi, çocukları onlarla aynı kaderi paylaşmasın diye mücadele ediyoruz.

Altındağ'da sosyal belediyecilik faaliyetleri nelerdir?

Biz Altındağ'da değişimi gerçekleştirirken sosyal belediyeciliği de öne çıkardık. Türkiye'de bu anlamda çok sayıda ilke imza attık. Sadece bina yapmakla problem çözemezsiniz. Bir taraftan eğitime, sosyal projelere ağırlık vermek gerekiyor. Kültür merkezleri, yüzme havuzları, sinemalar, tiyatrolar, spor tesisleri, parklar ve devasa yeşil alanlarıyla yeni bir kent oluşturduk. Altındağ'da hem insanların zihin dünyasını değiştirmek için uğraşıyoruz hem de mekânları değiştiriyoruz. Bunu başarmanız gerekiyor. Sonuçta bu yapıları kullanacak olan insandır. Eğer bunu kullanacak olan insanların gelişimine katkı sağlamazsanız, yaptığınız işlerin uzun soluklu olması da zaten mümkün değildir.

Sosyal belediyeciliğin en güzel örneği, Altındağ Belediyesi'ne bağlı olarak çalışan Altınay Yardım Organizasyonu... Altınay Yardım Organizasyonu, 2005 yılından bu yana Altındağ'da genç yaşlı demeden ihtiyaç sahiplerine ulaşan ve binlerce aileyi bire bir tespit ederek, sıkıntılarını paylaşan bir yardım organizasyon kuruluşu...

Altınay Yardım Organizasyonu'nun yardım eli bu zamana kadar 100 binden fazla aileye ulaştı. Altınay, 2005 yılından bu yana bölgemizdeki fakir ve dar gelirli 100 binden fazla aileye gıda, giyim, hasta bezi, tekerlekli sandalye, beyaz eşya, mobilya, billuriye ve kırtasiye yardımında bulunan, sosyal belediyecilik alanındaki en başarılı örneklerden biri... Altınay'da bulunan ürünlerin önemli bir bölümü hayırsever vatandaşlarımızın bağışlarından oluşuyor. Bu katkılar sayesinde, Altınay her geçen gün daha çok ihtiyaç sahibi, yoksul vatandaşımıza ulaşıyor. Bu bizim için çok önemli. Çünkü bağış yapan hayırseverlerin çokluğu, bu organizasyona ne kadar güven duyulduğunun bir göstergesi.

Altınay Yardım Organizasyonu'nun dev bir süpermarket görünümünde bir mağazası var. 50-100-250-500 TL olarak bastırılan alışveriş çekleri ile Altınay Mağazası'na gelen vatandaşlarımız, burada hem ürünleri yerinde görerek seçim yapma imkanına kavuşuyor hem de yakınları ve çocukları ile birlikte alışveriş yapmanın ayrıcalığı ve keyfini yaşıyor. Böylelikle bu kişilerin evlerinde komşuları önünde rencide olmalarının da önüne geçilmiş olunuyor.

Türkiye'de genellikle çok büyük açılışlar yapılır. Bir sene sonra bir bakarsınız ki kurum virane olmuş tüm emek ve para boşuna gitmiş. Altınay'ı ilk açtığımızda, 2500 metrekarelik bir alandaydı. Bugün ise 4500 metrekarelik geniş bir alanda, gün geçtikçe kendilerine duyulan güvenle büyüyor. Çalışma sistemimizi gören insanlar bizimle gönül rahatlığıyla çalışıp, hibe yoluyla da yardım ediyor. Gün geçtikçe insanlara daha iyi hizmet edebilmek için var gücümüz ile çalışıyoruz. Bugüne kadar yaptığımız çalışmalardan alnımızın akıyla çıktık. Bundan sonra da yardıma muhtaç insanlar için ‘Daha ne yapabiliriz?' diye kendimize soruyoruz. En büyük hedefimiz bu insanları topluma kazandırmak, kendi ihtiyaçlarını giderebilmelerine, kendi ayakları üzerinde durabilmelerine destek olmak. Bu doğrultuda projelerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.

Altınay Yardım Organizasyonu, yapılanma bakımından Türkiye'nin en iyilerinden biridir. Tüm yardımlar ve işlemler belli bir prosedüre göre yapılır. Suistimale asla yer yok. Bu nedenle Altınay, hem bağış yapanların, hem de yardım alanların güvenini kazandı, benzer organizasyon yapılanmalarına da örnek oldu.

Altınay Yardım Organizasyonu'nun en önemli yardımlarından bir olan hasta bezi yardımı, her ay yüzlerce ailenin üzerinden büyük bir yükü alıyor. Bunun yanında engelli vatandaşlarımız için tekerlekli sandalye, bebekler için bebek arabası, öğrenciler için kırtasiye yardımı yardımda bulunduğumuzu diğer alanlar... Kısaca Altınay her geçen gün sevgiyle büyüyen kocaman bir aile ve herkese örnek olması gereken, çok insani bir yardımlaşma modeli...

Altındağ'daki kentsel dönüşümden bahseder misiniz?

Altındağ kentsel dönüşümde başarılı bir model oluşturdu ve bu konuda çok önemli bir yerel yönetim örneği... Altındağ'da kentsel dönüşüm, kimsenin tahmin edemediği kadar problemsiz, kavgasız, gürültüsüz yaşandı. 60 bin civarında gecekonduyu kavgasız gürültüsüz yıktık. Sessiz sedasız oldu bu yıkımlar, kavgasız gürültüsüz... Çünkü vatandaşlarımız Altındağ Belediyesi'ne güvendi.

Altındağ büyük bir değişim içine girdi. Çünkü ben Altındağ'ın tümünü değiştirmeyi görev edindim ve ‘Benim en büyük projem Altındağ'ın kendisi' dedim. Altındağ'ı zirveye taşımak için var gücümüzle çalıştık, rekor yatırımlara imza attık. Bütçemizin yarısından fazlasını yatırıma harcar hale geldik.

Altındağ, fark edilmeye başlandı. Umutlar yeniden yeşerdi. Gecekondular yıkılmaya, yerine Altındağ'a yaraşır sağlıklı yapılar yapılmaya, sosyal yapı değişmeye, geçmişte Altındağ'ı terk edenler yeniden yuvaya dönmeye başladı. İnsanların bırakın yürüyerek, arabalarıyla dahi geçmekten korktukları Çinçin bölgesi, Altındağ Belediyesi'nin yürüttüğü kentsel dönüşüm çalışmaları ile yepyeni bir görünüme kavuştu. Kötü şöhreti ile anılan bölgede gecekonduların yerini lüks konutlar almaya başladı. Başkent'in kültüründen ve nimetlerinden faydalanabilmek için yaşanabilir ve modern konutlar yaparak Altındağ'ın yıllardan beri süregelen bu olumsuz imajını da değiştirdik. Bu çalışmalarımız doğrultusunda, bugün Altındağ, eski kötü günlerinden hızla uzaklaştı ve kendisini bekleyen gelecek güzel günlere doğru hızla yol alan, umutlu ve güzel bir ilçe oldu.

Biz, ‘Önce insan' diyen ve insana karşı sorumluluğunun farkında olan bir belediyeyiz. Göreve geldiğimiz ilk günden beri, Altındağ'ı hak ettiği eski cazibeli günlerine kavuşturacağımıza dair inancımızı dile getiriyoruz. Bizimle birlikte Altındağ'ın konuşma zamanı geldi. Çünkü ‘Bir başkent ne kadar susturulursa susturulsun, yine konuşur.'Bizler göreve geldiğimiz ilk günden beri Altındağ'ı konuşuyoruz, Altındağlılarla konuşuyoruz ve dünyaya Altındağ'ı konuşturuyoruz.

Bakın bu kolay bir iş değil. Kolay olsaydı, çok önceden yapılırdı. Altındağlı vatandaşlarımız modern konutlarda oturuyorlar artık. Çok sayıda gecekondu sahibi arsasının büyüklüğü oranında ya hiç para ödemeden ya da kira öder gibi taksitlerle buralardan ev aldı. Bu dönem bitireceğimiz projeler de yine dar gelirliye ve orta sınıfa ev sahibi olma fırsatı tanıyacak. Toplu konut projelerinde amacımız sadece Altındağ'ın kent dokusundaki bozuklukları ortadan kaldırmak değil, sosyal dengenin kurulmasını sağlayacak ve kentlilik bilincini yerleştirecek çalışmalar da yürütüyoruz.

Altındağ Belediyesi yıllardır ruhsat verme rekoru kırıyor. Geçtiğimiz yıllarda verdiğimiz ruhsat sayısının, neredeyse 10 katını sadece 1 yılda veren bir belediye haline geldik. Bu da Altındağ'daki değişimin ve dönüşümün en güzel göstergesi... Altındağ'ın değişime ihtiyacı vardı. Biz bu değişime öncülük ettik. Basit ve kolay bir iş değil bu. Her yönüyle düşünülmüş, kapsamlı bir hareket.

Biz küçük ya da sadece detaylara yönelik işler yapmak için değil, ilçemizde çok büyük çaplı bir değişim yapmak için yola çıktık. Değişim için yola çıktığınızda çoğunluk buna direnç gösteriyor. Bu direnç noktalarını kırmak için sabırlı, kararlı ve disiplinli bir şekilde çalışmak gerek. Siyasetçiler istiyorlar ki vatandaş kendilerine hemen güvensin, inansın. Bu bir günde, bir icraatla olmaz. Güven sağlamak için uzun soluklu bir çalışma yürütmeniz, her konuda herkese eşit muamele yapmanız gerekir. Dünyanın en zor işidir ev yıkmak. Eğer adam kayırsaydık, birini yıkarken, tanıdıklarımızın evlerini yıktırmasaydık, bu aşamaya gelmemiz mümkün olur muydu? Bu evleri yıktıktan sonra Ankara'da en yüksek oyu alan belediye başkanı olmamız mümkün olur muydu? Bizim başarımız işte burada yatıyor.

Artık vatandaşların evlerinin yıkılması taleplerine yetişemez hale geldik. Vatandaş kendisi geliyor, evini yıkmamızı istiyor. Bir bölgede kentsel dönüşüm çalışması başlatabilmemiz için o bölgedeki insanların onayını almamız şart. Vatandaşın istemediği hiçbir şeyi yapmam. Bir bölgede çalışma yapacaksak, o bölgede yaşayan insanlarla işbirliği içinde olmamız gerek. Bu nedenle sık sık mahalle sakinleriyle toplantı düzenler, onlara çalışmalar hakkında bilgi verir ve akıllarındaki tüm soruları cevaplarım. Kimsenin dedikodu yapmasına fırsat vermem.

Altındağ'da yaşamak isteyenlere öneriniz nedir?

Altındağ Ankara'nın en hızlı gelişen ve gün geçtikçe en fazla değer kazanan ilçesidir. Altındağ'da yaşamak isteyenlerin bu bilinçle hareket etmesini öneririm.

Peki, Altındağ'a misafir olarak gelenler nereyi gezmeli? Ne yemeli?

Ankara'nın bütün tarihi unsurlarının bulunduğu Altındağ'ın, artık tüm dünya tarafından bilinen en önemli yeri kuşkusuz ki Hamamönü... Ankara'ya gelen yerli ve yabancı turistler Hamamönü'nü görmeden gitmiyorlar artık. Restore edilen tarihi sokakları, her zevke ve beğeniye hitap eden kafe ve restoranları, insanı zamanda yolculuğa çıkaran tarihi konakları ile Ankaralıların yeni gözdesi olan Hamamönü, hedeflediğimiz gibi Ankara'ya gelen tüm yabancı misafirlerin ziyaret ettiği ilk durak oldu. Dünyanın her yerinden, farklı kültürlerden insanların buluşma noktası haline gelen ve sokaklarında turist gruplarının dolaştığı Hamamönü'ne olan ilgi iyice arttı. Dünyanın hemen her ülkesinden Ankara'yı ziyarete gelenler Hamamönü'nü görmeden gitmiyor, Hamamönü sokakları her gün turistlerle dolup taşıyor. Hamamönü'ne gelip Taceddin Dergahı'nı mutlaka gezmenizi, bir kahve içmenizi, ardından tarihi sokaklarda nostaljik bir yolculuğa çıkmanızı; Altındağlı kadınların el emeği göz nuru ürünlerini sattığı el ürünleri pazarlarından alışveriş yapmanızı ve mutlaka Mehmet Akif Ersoy'un evini ziyaret etmenizi öneririm. Hamamönü her ziyaretçisine nostaljik bir yolculuk ve keyifli anlar sunuyor. Bu keyfi herkesin yaşamasını tavsiye ederim. Çünkü artık Hamamönü zamanı...

Bir de Ankara'ya bir köy açık hava müzesi kazandırdık. İsmi Altınköy... 650 dönüm büyüklüğünde ancak henüz tamamlanmadı. Bittiğinde yaklaşık 1000 dönüm büyüklüğünde olacak. 3 yıldır ziyarete açık. Çok yoğun ziyaret ediliyor. Sadece hafta sonlarında 7 bin kişi geziyor Altınköy'ü...

Altınköy bir kentsel dönüşüm projesi aynı zamanda. Üstündeki gecekondular yıkılarak çok büyük bir açık hava müzesi oluşturuldu. 100 yıl öncesinin köy hayatının yaşatıldığı bir müze burası. Şehirlerde yaşayan çocukların, köy yaşamını öğrenmesi, köylerimizdeki gelenek, görenekleri ve ritüelleri görmesi açısından çok önemli bir yatırım olduğunu düşünüyorum. Bugün sütün fabrikada üretildiğini, salatalığın ağaçta yetiştiğini sanan şehirde büyüyen çocuklarımızın, 100 yıl öncesinin doğal köy yaşamını öğrenmesi açısından bir okul görevi üstleniyor Altınköy Açık Hava Müzesi.

Bu projeyle Karadeniz Bölgesi'nde kaderine terk edilen Çantı Evler'e de sahip çıktık. Türkiye'nin kültür hazinelerinden olan Çantı Evler, çoğunlukla Karadeniz orman köylerinde inşa edilmiş, hiç çivi kullanılmadan yapılan 100-150 yıllık evler. Bugün ne yazık ki korunamadığından fırınlara odun olarak satıldığı için kaybolmaya yüz tutmuş bu evleri, tek tek söktük, kamyonlarla taşıyarak Altınköy'e getirdik, tekrar monte ettik, restore ettik ve Altınköy içinde korumaya aldık.

Altınköy'ün kapısı, camisi, çamaşırhanesi, okulu, demir ve kalay atölyeleri, bakkalı, hizarı, taş fırını, dokuma atölyesi, köy evleri, yel ve su değirmeni, asma köprüsü, köy kahvesi ziyarete açık... Yaşayan müze Altınköy Açık Hava Müzesi'nde, kaybolmaya yüz tutmuş kimi meslekler de yaşatılıyor. Köy içinde çalışan nalbant, kalaycı, dokumacı, demirci, değirmenci, fırıncı, köy bekçisi, köy muhtarı, kahveci, bakkal, seyis ve çoban bugün şehirlerde pek rastlamadığımız ritüelleri günümüze taşıyor. Tüm bunlarla birlikte müzenin içinde farklı müze evler de bulunuyor.

Bu köyde 100 yıl öncesine ait eşyalar da var. Tırmık, anadut, dirgen, dibek, soku, tokaç, havan, el değirmeni, hereni, kuşhane, iği, çotra, sarım tarağı, futun, kulaklı sandık, keşkek tokmağı, sıyırgı gibi. Belki birçoğumuzun ismini dahi bilmediği bu aletler, Altınköy'ün inşaatı sürerken, Altındağ Belediyesi ekiplerince Türkiye'nin farklı köyleri gezilerek toplandı. Tüm bu eşyalar, Altınköy Açık Hava Müzesi'nde hem evlerin içlerinde, hem açık alanlarda sergileniyor.

Köy olur da hayvan olmaz mı? Altınköy Açık Hava Müzesi'nin de hayvanları var. Bu köyde koyunlar, kuzular, inekler, öküzler, atlar, eşekler, köpekler, kediler, kuşlar, ördekler, hindiler, geyikler, ceylanlar, arılar, horozlar, tavuklar da var.

Türkiye'nin farklı il ve ilçelerinden Altınköy Açık Hava Müzesi'ne sanatçıları davet ediyoruz. Kaybolmaya yüz tutmuş pek çok sanat dalını özellikle çocukların ilgisine sunuyoruz Bu kişiler aslında Türkiye için çok değerli zanaatkarlar. İpek dokuma, çini yapımı, tespih ve bıçak yapımı, lüle taşı işleme, boynuz tarak yapımı, kaval yapımı, mozaik yapımı, buğday sapı örücülüğü, semer yapımı, keçe yapımı ve topaç yapımı bunlardan sadece bir kaçı...

Hamamönü'nün ardından restorasyon çalışmalarımızı Hamamarkası'na kaydırdık. Şu anda bu bölgede çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çok önemsediğimiz bir çalışma daha yürütüyoruz Hamamarkası'nda. Bir bölgeyi konut alanı olarak ayırdık. Burada eski tarihi Ankara evlerinden oluşan bir mahalle oluşturmak ve eski mahalle kültürünü Ankara'da bu bölgede tekrar canlandırmak istiyoruz.

Ulucanlar Cezaevi'ni restore ederek müze ve kültür sanat merkezine dönüştürdük. Kapalı cezaevi kısmı müze olarak işlev görüyor. Yarı açık kısmı ise kültür sanat merkezi olarak hizmet veriyor. Ulucanlar Ankara için çok önemli bir simge. Burası Türk siyasi tarihinden kesitler sunuyor. Fikirlerinden ötürü burada kalan pek çok mahkuma ait bilgi, belge ve eşyaları sergiliyoruz müzede. Hiçbir siyasi ayrım gözetmeden burada kalmış tüm fikir suçlularının ister sağdan, ister soldan olsun hepsine yer veriyoruz. Bugüne kadar 1 milyon 400 bin kişi tarafından ziyaret edildi. Bu bir rekor... Türkiye'de en çok ziyaret edilen özel müzeler arasında Ulucanlar.


Başkanla Özel


Hobiniz var mı? Varsa nedir?

Fırsat buldukça ailemle köye giderim. Köyde annem ve babam var. Orada bir düzenimiz var, hayvanlarım var, 3 köpeğim var, tavuklarım, koyunlarım... Onlarla vakit geçiririm. Doğaya çıkarım, sık sık yürüyüş yaparım. Hobi değil ama prensiplerim vardır. Prensip olarak erken kalkarım. Erken yatıp, erken kalkmanın insanlar için çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Mutfakla aranız nasıl?

Yemek yapmakla pek aram iyi değildir. Ama yatılı okullarda okudum, bu yüzden kendi karnımı doyuracak kadar yemek yapabiliyorum. Aç kalmam yani...

Belediye başkanı olmasaydınız ne olurdunuz?

Ben Ankara'ya başkan olmak için gelmedim, kader bizi buralara getirdi. Kamu görevlisiydim. 3 dönemdir belediye başkanı olarak hizmet etmeye devam ediyorum. 30 yıldır çalışıyorum ve bu 30 senenin 15 yılında siyasetin içindeyim.

Sporla aranız nasıldır?

Fırsat buldukça yürüyüş yaparım. Şehrin gürültüsünden patırtısından uzaklaşarak, yürüyüş yaparım. Spor yapmaya pek fırsat olmuyor.

Yeniliklerden haberdar olabilmek için mail adresinizi giriniz.