BelediyeDeniz.Com
  • Anasayfa
  • RSS
  • İletişim
  • Site Haritası

“Amacımız, Dalyan’da 12 Ay Turizmi Devam Ettirmek”

03 Eylül 2018

BelediyeDeniz ekibi bu hafta 30 bin liralık ödülle profesyonel turist yarışması düzenleyen Ortaca'da. Dalyan'ı, İztuzu Plajı ve caretta carettalarıyla ün salmış bu tatil cenneti ilçe, bu sene Türkiye'de ilk defa gerçekleşen Profesyonel Turist yarışmasıyla dünyanın dikkatini üzerine çekti.

BelediyeDeniz ekibi de bu ilginç tanıtıma imza atan Ortaca'yı yakından tanımak için yollara düştü. Projenin fikir babası Ortaca Belediye Başkanı Hasan Karaçelik ile sohbet ettik. Ortaca'nın tarihinden, son günlerde dillere destan olan yarışmasına kadar merak ettiğiniz her şeyi sorduk. Dilerseniz sözü daha fazla uzatmadan Başka Karaçelik'e bırakalım...

Ortaca'nın tarihi ve kültüründen bahsedebilir misiniz?

Burada Frigyalılar, Likyalılar yaşamışlar. O yıllara ait arkeolojik bulgular ortaya çıkıyor. Onlardan sonra Kaunos Krallığının kurulduğunu görüyoruz. Ayrıca biliyorsunuz ki antik kentlerin mitolojik kuruluş hikayeleri vardır. Kaunos'un kuruluşunun da var. Kral Milatos'un ikiz çocukları oluyor. Biri erkek, biri kız. Erkek olanın adı Kaunos, kızın adı Byblis. Hikaye bu ya, kız ikiz kardeşine aşık oluyor ve bir söylentiye göre Kaunos memleketi terk ediyor. Başka bir söylentiye göre de babası kovuyor. Kaunos da kendine bir yurt kurmak için buraya geliyor. Fakat ikiz kız kardeşi izini buluyor ve o da buraya geliyor. Bir söylentiye göre, geldiği zaman o kadar çok ağlıyor ki, gözyaşlarından Dalyan kanalları oluşuyor. Bir başka söylentiye göre de o kadar acı çekiyor ki intihar etmek için kayalıklara çıkıyor ve atlamak üzereyken su perileri onun haline acıyarak aşağıdaki kayaları suya çeviriyor, Dalyan kanalları oluşuyor.

Bunlar işin mitolojik yanı ama bizler bunlar üzerinden diyoruz ki; ‘Dünyanın en imkansız aşkından doğan bu kentte, dünyanın en güzel aşkları yaşanır.' Bunun dışında Kaunos, deniz ticaretinin yapıldığı bir kent. Dalaman çayının alüvyonlarının birikintiler oluşturmasıyla bu deniz ticaretine elverişli ortam yavaş yavaş kayboluyor. Bir de bu birikintilerin çamurlaşmasıyla şehirde yoğun bir sıtma baş gösteriyor ve insanlar şehri bu sebeplerden terk ediyorlar.

İlçe sakinlerinin geçim kaynağı nedir?

Tarım esas olarak bir geçim kaynağıdır. Uzun yıllar evvel pamuk vardı, şimdi narenciye var. Narenciyeden sonra da nar ekilip dikilmeye başlandı. Fakat özellikle Dalyan tarafındaki iklim ve rüzgarın nar için elverişli olduğu fark edildi ve Dalyanlılar artık nar üretiyor. Umarız yakında Dalyan'da narı tescilleriz. Turizm, hizmet personelliği ve esnaflık Ortaca'nın geçim kaynağıdır.

Başkanlığınız süresince sizi en çok mutlu eden projeniz hangisidir?

Ben hepsini severek ve isteyerek yaptım. Benim yerel yönetimlerde kıstasım şudur; yerel yöneticinin görevi, yerel yaşam kalitesini yükseltmektir. Yerel yaşam kalitesini nasıl yükseltirsiniz? İnsanların, yolunu yapacaksınız, suyunu akıtacaksınız, parklarını yapacaksınız, bunlar fiziki ihtiyaçlar. Bizler ilk 2009'da göreve geldiğimizde kanalizasyon yoktu, arıtma yoktu. Ortaca'nın içerisinde 65 km kazı yaptık ve 3 yılda arıtmayla kanalizasyonu tamamladık. Belediyemizin kendi bünyesinde olan büyük bir şehir parkımız var, insanlarımızın güvenle gidebildiği ailesiyle vakit geçirdi bir park.

Gelecek projeleriniz nelerdir?

İlerleyen zamanlarımız için bir Sarıgerme'de hayata geçirmek istediğimiz bir projemiz var. 10 milyonluk bir yatırım. Aqua parkı, restoranları, tenis kortları, voleybol sahaları, yürüyüş yolları, yüzme havuzlarıyla beraber Turizm Bakanlığından tahsis aldığımız 16 dönümlük alanda temelleri atılacak yeni bir turizm alanı düşünüyoruz. Dalyan'da bir takım projelerimiz var, tarihi binalarımızı tescil ettirdik ve onları kültür evlerine çevireceğiz. Caretta hastanesi İztuzu sahilinde. Şimdi onu şehrin merkezine taşımak istiyoruz ki gelen misafirlerimiz carettalara kolayca ulaşabilsin.

Ortaca Belediyesinin hayata geçirdi bu ödüllü sosyal medya projesinden bahseder misiniz?

Türkiye'deki turistik yörelerinin tanıtıma ihtiyacı var. Dünyadaki gelişmeler de turizmi hareketlendiriyor ve turistik bölgelerin tanıtılması önem kazanıyor. Geçen yıl belediye olarak EMITT fuarına katıldığımız zaman bir arkadaşımız bizleri ziyaret etti ve yıllar evvel Avusturalya'da yapılan, fakat Türkiye'de ilk kez denenecek ‘Best Job in Turkey' adlı bir yarışmadan bahsetti. Proje ilgimi çekti ve ‘Ortaca'da bunu deneyebiliriz' dedik. Ortaca halkımız ve esnafımızla bu projeyi konuştuk, bölgemizin tanıtımına yardımcı olacağına hem fikir olduk. Esnafımızın maddi katkıları ile dünyanın 25 ülkesinden 8 bin 527 katılımcı vardı ve bana göre en az bir milyon kişi de siteyi ziyaret etti. Katılım koşulları biraz ağır olduğu için 8 bin 527 kişi katıldı. Proje Ortaca'nın tanıtımına ciddi bir katkı sağladı.
9 kişilik bir jüri katılımcıları eledi ve 50'ye indirdi, 5 saatlik bir karar aşamasından sonra hepsi çok değerli olan katılımcılar arasından Efe Tanay arkadaşımız seçildi. 1 aylık işi başarıyla tamamladı.

Peki, hep merak ettiğimiz bir şey. 30 bin liralık ödeme yapıldı mı?

Tabi ki ödendi. Ortaca Belediyemizin, sivil toplum örgütlerimizin ve Ortaca esnafımızın desteği ile bu arkadaşımız bu parayı aldı.

Dalyan yoğun bir nokta, sizce bu projeyle yoğunluğu daha da arattı mı?

Dalyan aslında bir coğrafi terim. İzmir'de de Dalyan var. Birçok yerde de dalyan vardır, çünkü nehirlerin denizle buluştuğu yerlere dalyan deniyor. Şimdi biz ‘Dalyan' dediğimiz zaman ‘İzmir Dalyan mı?' deniyordu. Ama şimdi Dalyan'ın tek olduğu ve Muğla Ortaca'da olan turistik bir belde olduğunun bilinirliğini arttırdık.

Ortaca turizm sezonunun dar olduğunu gözlemliyoruz. Bu sezonu genişletmek için neler yapıyorsunuz?

Şöyle diyelim o konuya. Dalyan için artık, yaz sezonuyla ilgili bir sorun kalmadı. Ama asıl amacımız, Dalyan'da 12 ay turizmi devam ettirmek. Bunun için turizm sezonun başında yüzme yarışı yapıyoruz. Koşu yarışını sezonun sonuna doğru yaparız ki bu tip faaliyetlerle sezon açılışını birer hafta önceye ve kapanışını da birer hafta geriye atabilirsek bu hem bizim hem turizmcinin yararına olacak. Belediye olarak Ortaca'daki turizmcilerle ‘Kışın burada ne yapabiliriz?' diye soruyor ve projeler düşünüyoruz. Geçen yıl Uluslararası Güreş Şampiyonası yöremizde gerçekleşti ve bu yıl yine burada tekrarlanacak.


Başkanla Özel


Sizi biraz daha yakından tanıyalım, bize kendinizi anlatır mısınız? Bir de siyasete nasıl girdiğiniz?

Türkiye'de herkes ülkemizin yapısı gereği olsa gerek, bir şekilde siyasete karışıyor. Biz kahveye gitsek, ‘Ne olacak bu memleketin hali?' diye muhabbet başlar. Ben aslında makine mühendisiyim. Uzun yıllar makine mühendisliği yaptım. Daha sonrasında halkın talebiyle belediye başkanlığına aday olduk ve 2009 yılında seçildik. 2014'de tekrar aday olduk ve tekrar halkın takdiriyle seçildik. O günden beri siyasi maceramıza devam ediyoruz.

Sizce bir belediye başkanında olması gereken özellikler nelerdir?

Öncelikle yaptığı işi, şehri ve insanı sevecek. Bunlardan birisini sevmezseniz, yapamazsınız. Ürettiğiniz şeylerin sizlere olumlu geri dönüşleri sevindiricidir. Ortaca gibi dinamik kentlerde belediye başkanlığı yapmak zordur. Çok hızlı göç alan, yaz kış nüfusu dengesiz olan kentlerde başkanlık yapmak; sürekli yenilenmek, sürekli hareket etmek, sürekli isteklere açık olmayı gerektirir. Yaşam kalitesini yükseltmeniz gerekiyor, istekleri karşılamanız gerekiyor. Bu süreçte sinirleriniz geriliyor, bu yüzden o çok sağlam sinirlerinizin de olması gerekiyor.

Hobiniz var mıdır?

Belediye başkanı olmadan önce, çocuklarla pikniğe gitmek ve arkadaşlarımla balığa çıkmak en büyük hobimdi. Ama başkan olduktan sonra bunları yapmaya zamanınız olmuyor.

Futbolla aranız nasıl?

Çocukluğumda Metin Oktay ve Turgay Şeren vardı. Onlara hayranlığımla Galatasaraylı oldum ama hiçbir zaman fanatik olmadım. Başkan olmadan önce de uzun yıllar Ortacaspor'un başkanlığını yaptım. Ben sporun spor olduğu için sevilmesi ve spor için yapılmasından yanayım. Siyasette de sporda da fanatizm insanlığın başının belasıdır, insanı da huzursuz eden bir şey. Bu yüzden bu duygulardan biraz arınmamız lazım.

Hayat felsefenizi yansıtan bir söz var mıdır?

Ömür dediğin, üç gündür. Dün geldi geçti, yarın meçhuldür. Ömür dediğin bir gündür, o da bugündür.

Yeniliklerden haberdar olabilmek için mail adresinizi giriniz.