BelediyeDeniz.Com
  • Anasayfa
  • RSS
  • İletişim
  • Site Haritası

“Sağlık Turizminde Tefenni Barutlu Suyunu Daha Çok Duyacaksınız”

02 Temmuz 2018

BelediyeDeniz ekibi olarak bu hafta Burdur yollarına düştük. Sırasıyla Tefenni, Yeşilova ve Burdur'u size anlatacağız. İlk olarak uğradığımız Tefenni ilçesi özellikle barutlu suyu ile ün salmış bir ilçe. Şayet böbrek taşı, kum gibi şikayetleriniz varsa barutlu su sizin için alternatif bir çözüm olabilir.

Tefenni, anoson üretimiyle ön plana çıkan bir ilçe. Ayrıca Türkiye'de üretilen rezenenin yüzde 70'ini Tefennili çiftçiler üretiyor. Şifalı suyuyla böbrek hastalarının uğrak noktası Tefenni'nin diğer özelliklerini öğrenmek için Belediye Başkanı Ümit Alagöz'ün kapısını çaldık. Tefenni hakkında uzun uzun konuştuk.

Dilerseniz sözü fazla uzatmadan sözü Tefenni Belediye Başkanı Ümit Alagöz'e bırakalım...

Tefenni'yi hiç tanımayan birine üç cümle ile nasıl anlatırsınız?

İlk olarak, Tefenni Türkiye'nin en eski kazalarından bir tanesi diyebilirim. 1864 yılında kaza olmuş. İkinci cümlem böbrek taşı sıkıntınız varsa, bunun çözümü Tefenni barutlu su. Üçüncü cümlem de eğer şehir atmosferinden bıkmışsanız ve sahil turizminden de bıkmışsanız, tercih edeceğiniz belki ilk üç yerden birisi Tefenni'dir.

Tefenni'nin ismi nereden geliyor?

Birçok söylenti var bununla alakalı. En çok gündemde olan Roma döneminde bu bölgedeki Roma komutanın kızının ismi, İstafani'ymiş. Yıllar sonra Tefenni'ye dönüşerek gelmiş. Araştırıldığı zaman en çok karşımıza çıkan bu ama yapılan araştırmalarımızda 1346 yılına kadar ulaştık ve Osmanlı zamanında da ismi Tefenni olarak geçiyor. Ondan daha gerisini henüz tespit edemedik. Ezelden beri Tefenni olduğu da söyleniyor, İstafani isminden Tefenni'ye dönüştüğü de söyleniyor. Tefenni'nin Türkçe bir sözcük anlamı yok.

Tefenni'nin nüfusu ve demografik yapısı nedir?

Tefenni 1864 yılından beri kaza. 1864'de Kaymakamlık, 1867'de belediyesi kuruluyor. Hatta o zamanın ilk devlet bankasının şube kodu 0059'dur. Yani Türkiye'deki 59'uncu şubesini burada açmış. O zaman Burdur'a değil, direkt Konya'ya bağlı bir kazadır. Dönemin ticaret merkezidir. Bir buçuk asırlık bir ilçeyiz. Denizli ile birlikte ilçe olmuş bir yeriz. Denizli'nin nüfusu 500 bini aşmıştır. Bizlerin ise nüfusu 6 bin 600'lerde. Bunun en büyük sebeplerinden bir tanesi; Antalya gibi bir turizm merkezine 120 km yakınlığımızın olması, Fethiye'ye 130 km, Denizli'ye 120 km, Isparta'ya 170 km gibi merkezi bir konumdayız. Dolayısıyla insanlar sanayinin olduğu Denizli'ye kaçmış, turizmle alakalı bir şey düşünmüşse; Antalya'ya, Fethiye'ye gitmiş. Tefenni'de durmamış. Bölgemizde bir de siyaset sürekli gündemle olmuş. Sert ve kutuplaşmanın yaşandığı bir siyaset yaşanmış bu da insanların dışarıya yönelmesine sebep olmuş.

Şu an kesin nüfusumuz 6 bin 600. 4 yıl önce göreve geldiğimiz zaman Tefenni nüfusu 5 bin 400'lerdeydi, şu an 6 bin 600 yerleşik nüfusumuzda bir sıçrama yaşadık. Bunun sebebi de göreve geldiğimiz zaman Tefenni'nin 50 yıllık gelecek planını çizdik. Tefenni'nin gelişimi için çalışmalarımıza başladık. ‘Tefenni bir sanayi devi olur' diye hayalci bir yaklaşımla başlamadık. Tefenni için öngördüğümüz şey, tarımla geçimini sağlayan bu ilçenin modern tarım ve elverişli tarımla kalkınmasıydı. İkincisi de coğrafi konumu nedeniyle, Tefenni ekolojik turizme ve yayla turizmine çok elverişli. Bizler de bu noktalarda insanlarımızı yönlendirmeli ve destek olmalıydık. 4 yıldır da bunu yapıyoruz. Şu an ilçemizde birçok şey değişti. Nüfusumuz düzenli olarak bir artış göstermeye başladı.

Hedefimiz 7 bindi ama 150 yıllık ve 5 bin nüfusla aldığınız bir ilçeyi, 7 bine çıkartmak çok mümkün gözükmüyordu ama 6 bin 600'e ulaştık. İnşallah 7 bini de göreceğiz. Bundan sonraki nüfus hedefimiz 10 bin olacak.

Madem hedefler konuşulmaya başlandı. ‘Tefenni'de göreve geldiğinizden beri neler değişti?' diyerek, biraz da hizmetlerinizden bahsedelim.

Tefenni'de 2004 yılı itibariyle bir metrekarelik asfalt ve kilit parke yolumuz yoktu. Kanalizasyon çalışmasının yüzde 70'i tamamlanmış ama başka da bir şey yapılmamıştı. Bizler kanalizasyonu tamamladık, hemen akabinde yer altını komple bitirmeliydik. Bunun için içme suyuna yöneldik ve 23 km isale hattı, 45 km şehir içi hattı ile içme suyu hatlarını tamamladık. Depolarımızı yeniledik, altyapıyı tamamladık. Ardından 3 buçuk km sıcak asfalt ve 50 kilometrenin üzerinde sathi kaplama asfalt ve kilit parke beton yol çalışmamız oldu. Bölgemizde de ilk beton yol çalışması yapan belediye olduk.

Tüm bunlardan sonra ekolojik turizm, yayla turizmi hedefimiz olduğundan dolayı sosyal dokuya ve görünüme önem verdik. Tefenni'yi bir tatil köyüne dönüştürmemiz ya da benzetmemiz gerekiyordu. O yüzden nüfusumuzun 5 bin,6 bin olduğuna aldırmadan. Büyükşehirlerde gördüğümüz ne varsa hepsini büyük küçük demeden Tefenni'de uygulamaya başladık.

Bizler bir şekilde şehrimize gelenlerin Tefenni'den ayrıldıklarında burayı unutmaması için elimizden geleni yaptık. Mesela girişteki bozkurt heykeli gibi... Bozkurt heykeli hakkında bizler her türlü tepkiye hazırdık. Ama en çok şaşırdığımız şey, Azerbeycan'dan tutun da bir takım ülkelerden teşekkür telefonları aldık. İlgi çekeceğini tahmin ediyorduk hatta olumsuz tepkileri de bekliyorduk. Heykelimizi yaptıktan sonra 3 ay bekledik hemen yerine koymadık. Çünkü her kesime hitap etmesi gerekiyordu. Bozkurt heykeli sadece milliyetçi görüşe sahip insanları akla getirmemeliydi. Mustafa Kemal Atatürk'ün Bozkurt'a olan hayranlığını biliyordum ama araştırmalarım sonucunda 1936 yılında Kahramanmaraş'ta yapıldığını öğrendim. 1939'da kaldırılmış. Ama o gün Kahramanmaraş'ta anıt yapıldığı zaman üzerinde yazıtların o dönem çekilmiş fotoğraflarda görünür olması bizim için yeterliydi. Mustafa Kemal'in bir armağanı olması bütün ülkemiz için bütünleştirici bir öge idi. Herkesi teslim eden bir heykel oldu. Ama bunu insanlara teker teker anlatmamız mümkün olmuyor.

Web sitenizde belediyenin kendi yaptığı bir konut projesini gördük. Bize bu konut projenizden biraz bahsedebilir misiniz?

Şöyle, aslında bu TOKİ'ye alternatif bir projeydi. Benim TOKİ'ye olan bir karşıtlığım yok. Lakin, bizim gibi kırsal ve ekolojik turizme elverişli bölgelerde yüksek kat artırımına ve yüksek katlı bina yapımına karşıyım. Bizden önce TOKİ'lere başvurular yapılmış ve bizim zamanımızda tamamlanmıştı. Hatta ikinci etap için biz başvuruda bulunduk, yoğun talep mecburiyetiyle. Bunlar yapıldı ama hala da karşıyımdır. Karşı olmamın birden çok sebebi var bunlardan ilki eğer Tefenni gibi bir yerde yaşıyorsanız, müstakil evde yaşamalısınız ki hayatın tadını alasınız. Yok, apartman gibi bir arzunuz varsa zaten Tefenni sizin için yanlış tercih. Ayrıca TOKİ ile yapmış olduğunuz yapılaşmada, ilçe esnafına ancak eksi getiriyorsunuz. 365 konut teslim ettik, TOKİ'den dolayısıyla ilçedeki inşaat sektörü çöktü. Yani her anlamıyla çöktü. Bizim projemiz çok daha farklı bir şekilde işledi. Bizim ilçemizdeki inşaat sektörüne bir can katmamız gerekiyordu ve onların iş birliğiyle yerelde 300 konut hedefledik. Müstakil, villa tarzı konutlar hedefledik. İlk önce yereldeki evi barkı olmayan aileler başta olmak üzere, sonrası Antalya, İzmir, Denizli, İstanbul'daki yani Türkiye'nin değişik yerlerindeki Tefennilerin burada yaşayabilecekleri yerleri yapmak hedefti. Bundan sonraki hedef de yazlarını Tefenni'de geçirmek isteyenlerin konaklamasını sağlayacak yapılar olacak. Şu an muhtemelen 300 konutla başlayacağımız proje 600-700 konuta çıkacak. Çok fazla konut talebi var. Bu konutlar tamamladığı zaman yazları yerel esnafa ciddi bir can suyu olacak. Hayata geçtiği zaman 6 bin nüfusa hizmet eden değil, 15-20 binlik nüfusa hizmet eden bir esnafımız olacak.

Tefenni'nin yapısı biraz farklı. Huzurlu ama şehirleşmiş bir huzur ortamı var. Trafik ışıkları var ama araç yokken bile yaya kırmızı yandığında duruyor ve karşıdan karşıya geçmiyor. Alışık olmadığımız bir anlayış ve kurallara uyuyor Tefenni. Bu sosyal yapı ve bu öğreti nasıl gelişti?

Öncelikle trafik eğitimi konusuna değineyim. Ben ilk ve ortaöğretimimi Tefenni'de tamamladım. Bizler trafik lambalarını eskiden kitaplardan ve resimlerden görüyorduk. Bu bizim en büyük hayallerimizdendi. ‘Bir gün Tefenni'de görebilecek miyiz?' diye hayal ederdik. Bu şekilde hayata geçirdik ve büyükşehirde gördüğümüz ne varsa, Tefenni'ye de getirdik. Trafik parkı kurduk ve çocuklarımıza trafik eğitimi verdik. Dediğiniz gibi Tefenni insanının yapısı ve öğretisi daha farklıdır. Burada insanlarımız kurallara ve huzura bağlıdır.

Ayrıca Tefenni bugüne özgü değil, Tefenni her daim modern ve sosyal bir yapıya sahipti. Mesela şu an röportajımızı gerçekleştirdiğimiz bu parktaki yüzme havuzu Burdur'un ilk yüzme havuzudur. Tefenni sosyal dokunun en zengin olduğu ilçe olmuştur. Okuma oranı çok yüksektir, bürokrat, memur çok fazla çıkmıştır ilçemizden.

Tefenni'nin geçim kaynağı nedir?

Tefenni'nin ana geçim kaynağı tarım. En değerli şeker pancarının yetiştiği bölgelerden biriyiz. Türkiye'de anasonun başkenti, Tefenni'dir. Hatta önceki yıllarda, şimdi hala yazıyor mu bilmiyorum ama rakıların üzerinde ‘Dünyaca ünlü Tefenni anasonundan üretildi' diye yazardı. Türkiye'deki rezene üretiminin yüzde 70'i buradadır. Son 3-4 yıldır yayla seracılığı ilçemizde hakim. Özellikle domates revaçta.

Tarımın haricinde bölgemiz krom madenince zengin. Türkiye'deki önde gelen krom madeni üreticileri, krom maden ocaklarını ilçemizde kurmuştur. Gerek ocak, gerekse fabrika işletmeciliğinde ciddi anlamda çalışan Tefennili var.

İlçede krom madeni var, yani sanayi var. O zaman insanlar neden göç etti?

Krom henüz yeni, 6-7 yıllık bir geçmişi var. Bizler sadece tarımı elverişli kullanamadık. Atadan kalma buğday, arpa mantığıyla ilerledik. Karnımızı doyurdukça, yeter demişiz ve daha fazlasını istememişiz. 4-5 yıldır artık daha iyisini isteyen daha iyi yaşam şartlarının olmasını isteyen bir halk topluluğumuz var.

Tefenni dediğimiz zaman akla ne gelmeli?

Huzur gelmeli. Nüfusu 50 binlere ulaştırıp, huzurumuz kaçsın gibi bir arzumuz yok. Bir ilçenin nüfusunun kendini çevirecek, ekonomik döngüsünü sağlayabilecek olması için minimum düzeyde 15 bin olmalı. Bunun ekonomik sebepleri var. 15 bin nüfusla ekonomik sürekliliği sağlayabilir, esnafın mutluluğu, yerel yönetimlerin ödenekleri ve hizmetleri yaşanabilir düzeylere yükselir. Bu benim kendi hesaplamalarım ve şahsi fikrimdir. Biz burada 100 bin olursak huzurumuz kalmaz. 15 bin idealdir.

Tefenni'nin en büyük ihtiyacı nedir?

Tefenni'nin en büyük ihtiyacı konusunda herkes farklı bir şey söyleyebilir ama benim yaşadığım en büyük sıkıntı ve zorluk sağlık sektöründeki sıkıntılar. Tam donanımlı ve teşekküllü bir hastanemizin olmayışı. Özellikle emeklilerin yaşadığı ve onlara hitap eden bir ilçe olmamız sebebiyle, tam teşekküllü ve insanların daha rahat ulaşabileceği bir hastaneye ihtiyacımız var.

Barutlu suyun neden ticareti gerçekleştirilmiyor?

Suyun sorunu debisi değil, debi sorunu bir şekilde çözülür. Bizden önceki süreçte hep bir söylenti vardı: ‘Suyun analizini yaptırdık. Su test sürecini geçti ama su yosunlaşıyor. Bu yüzden şişelenemiyor' dendi ve biz hep buna inandık. 2014'te belediye başkanı olduğum zaman bu aklımdaydı. Hemen iki ay sonra Ankara'da Burdur tanıtım günleri toplantısı oldu ve buraya katılırken en büyük argümanımız barutlu suyumuzdu. Bizler de tanıtım amaçlı şişeleme yaptık. Onlardan 8-10 tane şişeyi farklı farklı yerlerde saklıyorum hala. Birisi buzdolabında, birisi sıcak havada, birisi soğuk havada, birisi karanlıkta, hala bir tanesinde bile ki her gün güneş gören de bile yosunlaşma yaşanmadı. Yosunlaşma sıkıntısı olmadığını 4 yılda gördük. Bundan sonraki süreçte ‘patent' dediler. ‘Patentten önce suyun gerçekten şişelemeye elverişli olup olmadığına bakmamız gerekiyor' dediler. Bu suyu normal bir memba suyu ya da kaynak suyu gibi düşünürseniz, şişlemede debi sıkıntısı yaşarsınız. Bu suyu sağlık turizminde kullanmalısınız ki ihtiyacı olan insanlara hitap etsin ve o kadar şişelensin. Bunun için de ciddi anlamda bir üniversite raporu lazım ve özellikle belli bir süreç denemelerin yapılması lazım. Prosedürü çok uzun bir süreç henüz başlamadık ama başlayacağız. Bitiremesek de başlama arzusundayız. Hatta bunun için Gazi Üniversitesi'nde görüşmelerimiz oldu. Bunu başarabilirsek, ileride sağlık turizminde barutlu suyu sık sık duyarız. Burada var olan bir kaynağı şişlemek olduğu için onun hiçbir doğallığını bozmadan şişeleyerek, ihtiyacı olana sunmak istediğimiz için sıkıntı yaşıyoruz. Dedelerimiz, ‘Günde bir litreden fazla tüketmeyin. Hem mideniz için hem de eğer bir taş varsa çok hızlı şekilde taşı parçalayacağı için tıkanmaya sebep olmasın' derlerdi. Bunu bize atalarımız ve yerlilerimiz söylüyor. Yani bu suyu bir ilaç gibi satmanız lazım. Bu suyun taş dökümünde faydalı olduğunu bilen vatandaş, sudan 3 litre içerse sıkıntıya sebep verir. Bu yüzden bu konu çok hassas. Gelen herkesi uyarıyoruz. Çünkü ihtiyarlarımız bunu söylediyse bir bildikleri, yaşadıkları olmuştur elbet.
İnsan sağlığına etki edebilecek konularda bu yüzden çok dikkatli hareket etmeli ve çok dikkatli konuşmalıyız. Çünkü istenmeyen bir şeye sebebiyet vermek istemeyiz.

Barutlu suyu aracınızın radyatörüne kattığınız zaman bütün kireci dağıtıyor ve delikleri varsa anında boşalmaya başlar. Ütünün içerisine katarsanız, kireci söker. Her türlü taşı eritme ve parçalama gibi bir özelliği var, suyun.

Tefenni'de neresi gezilmeli ve ne yenmelidir?

Tefenni'de ekolojik turizmle ilgili Tefenni Villas'ı görmenizi isterim. Hollanda'da yaşayan genç bir Tefennili arkadaşımız, eşiyle beraber buraya geldi ve bu yatırımı gerçekleştirdi.

Kocapınar Parkımız, Tefenni'nin ilk kurulduğu yer olarak bilinir. Oradaki çınarların da yaşını bu yıl araştıracağız, çok eski çınarlarımız var. Yaylalarımız çok güzeldir. Tefenni'nin bir Çarşı Camii var, çok eski bir camiidir. Birçok yer söylenebilir ama yeni bulduğumuz bir tünel girişi var Tefenni'yi geçmişte baştan sona yer altından geçmişler. Bu tünelde Çarşı Camii'nin altından başlıyor tam karşısındaki Eşeler Dağı'na kadar devam ediyor. Henüz müzeye yazımızı yazmadık. Sebebi de imar revizyonu yapıyoruz, bu revizyon bitmesidir.

Tefenni'nin dağlarında kaya kabartmaları var, Gavur Damı denilen kaya mezarları var. Baraj kenarında Delikli Taş diye tabir ettiğimiz antik mağaralarımız var. Tefenni çok bakir bir yer. Arkeolojik olarak hiçbir çalışma yapılmamış. Bizler bunu da hızlandıracağız.

Yöresel lezzette sizlere ‘tarhana' desem, ‘Uşak tarhanası var' dersiniz. Ama yine de çok iddialıyım, Tefenni tarhanası, Türkiye'deki tarhanaları sıralarsak ilk üçte yer alır. İlçemizde herkes kendine kadar ve kendine kadar üretiyor ama organize edilse Türkiye'de tarhanada birinci oluruz.


Başkanla Özel


Özgeçmişinizde Avusturya'da doğduğunuz ve ilkokulu, ortaokulu Tefenni'de okuduğunuz daha sonra tekrar yurt dışına çıktığınız yazıyordu. Bu nasıl oldu?

Ben Avusturya'da doğdum ve babam ben 6-7 yaşındayken, ‘Benim çocuklarım örf, adet ve kültürümüzü Türkiye'de öğrenmeli. Orada temelini almalılar' diyerek özellikle annem ve kardeşimle beraber bizi Tefenni'ye memleketine getiriyor. İlk ve orta öğrenimimizi kardeşimle beraber Tefenni'de tamamladık. Kardeşim geriye kalan eğitimine Türkiye'de devam etmek istedi, ben Avusturya'ya gitmek istedim. Ortaokuldan sonra mesleki eğitimimi, teknikerlik eğitimimi, elektrik üzerine orada gerçekleştirdim.

Babam iyi ki bu şekilde davranmış. Ben de evlenirken kendi kendime, ‘Ben de babam gibi çocuklarımın ilköğretim zamanı geldiğinde Türkiye'ye döneceğim ve örf, adet ve kültürlerini ülkelerinde öğrenecekler' diye söz vermiştim ve çocuğum 6 yaşındayken Tefenni'ye döndüm. Gelir gelmez okula başladı. Pişman değilim iyi ki böyle olmuş. Orada doğmuş, büyümüş ve orada tüm eğitimini almış arkadaşlarımıza baktığımda ait oldukları benlikten koptuklarını gördüm. İyi ki de babam bizi Tefenni'ye göndermiş, iyi ki ben de dönmüşüm diyorum.

Peki, Türkiye'ye çocuğunuzla geldikten sonra hiç mi Avusturya'ya geri dönmek istemediniz?

Hayır, hiç istemedim. Hiç aklıma da gelmedi. Evlenirken kendime söz vermiştim. Verdiğim sözü yerine getirdim ve vatan hassasiyetim fazlaydı. Hiç pişman değilim. Orada Türkiye'ye geleceğim tatil için gün gün sayardım. Zaten önceden alınmış bir karardı, o yüzden dönmek çok kolay oldu.

Belediye başkanı olmaya nasıl karar verdiniz?

Hep siyasetin içerisindeydim. Avusturya'da siyasetin içerisindeydim. Gelince aktif siyasetin içerisine girdim ve baktım ki adaylığım söz konusu oldu. Hiç beklemediğim bir dönem, hiç beklemediğim bir zamanda geldi karşıma. Doğduğum ülkede gördüklerimi, mensubu olduğum ve büyüdüğüm ülkede uygulamaya çalışıyorum.

Doğayla aranız nasıldır?

Yeşili çok severim. Avusturya da çok yeşil bir ülke ve ben Tefenni'de yeşili arttırıyorum ve gördüğüm yeşillikleri burada yaşatmaya çalışıyorum. 22 yıldır Greenpeace üyesiyim, bir tane ağaç için gözyaşı dökerim. Bir tane köpek için gözyaşı dökerim.

Ailenize zaman ayırma fırsatı bulduğunuzda neler yaparsınız?

Çok güzel bir soru ama hızlıca cevap verilecek bir soru değil. 3 çocuğum var. İkisi kız, biri erkek. Kızlarımın biri üniversite, bir tanesi lisede okuyor; oğlan da üç buçuk yaşında. Küçük kızımın evde ağlayarak, ‘Keşke belediye başkanı olmasaydı' diye haykırdığını bilirim. Hala aklıma geldikçe kendimi çok kötü hissediyorum. Belediye başkanı olmadan önce her şey daha basitti. Çocuğun okuluna gitmek, bir sıkıntısı olduğunda öğretmeniyle konuşmak basitti. Ama şimdi belediye başkanı olmuşsunuz, veli olarak çocuğunuzun okuluna gitseniz bile bu yanlış anlaşılır. Kendi çocuğunuz için okula gitmek bir çekinme konusu oluyor. Bu yüzden istemeseniz bile çocuklarınıza vakit ayıramıyorsunuz, sorunlarıyla ilgilenemiyorsunuz. Her gün 24 saatimizin 18 saatini belediyeye ve kente veriyoruz. Son bir olumsuz olay yaşadık, oğlum bir rahatsızlık geçirdi ve bu olumsuzluk baba oğul vakit geçirmemizi sağladı. Üç beş gün çocuk ilk kez babayı tanıdı.

Hobiniz var mı?

Hobilerim vardı. Şu an en büyük hobim hizmet, başka hobim kalmadı. Bisiklet binmek en büyük hobilerimden ama burada bisiklet binemiyorsunuz. ‘Belediye başkanı şov yapıyor' demesinler diye. Siyasetin içinde olunca her ne kadar sosyal bir ilçe de olsak sert bir siyaset geçmişinin olması sizleri birçok şeyde kısıtlıyor. Her şeyde ölçülü olmanız gerekiyor. Sinema en büyük hobilerimdendi ama vakit bulamıyorum. Tarihi kültürel mekanları gezmek en büyük hobilerimden ama vakit ayıramıyorsunuz. Yani hobiniz olsa da yok.

Hayat felsefenizi yansıtan bir söz var mı?

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.

Sosyal medyayla aranız nasıl?

İyidir. Genellikle takip ederim, okurum. Çok tarama yaparım. Eve gittiğim zaman, uyuyacağım süreye kadar internette araştırma yaparım.

Yeniliklerden haberdar olabilmek için mail adresinizi giriniz.