BelediyeDeniz.Com
  • Anasayfa
  • RSS
  • İletişim
  • Site Haritası

Tarihin Sokağa Döküldüğü Kent: İmparatorlukların Başkenti İznik

07 Mayıs 2018

Tatil planlarken bir ara gidilecek yerler listenize mutlaka İznik'i de ekleyin. Tarihin sokaklara döküldüğü, her sokağında bambaşka imparatorlukların izlerini taşıyan İznik sokaklarında gezin. Çinicileri ziyaret edin akşam da güneşin gölün üzerinde batarken bıraktığı kızıllığı izleyin.

BelediyeDeniz ekibi olarak sizler için Bursa'nın incisi İznik'i gezdik bu hafta. İznik, İstanbul'a, Sakarya'ya, Bursa'ya bir saat uzaklıkta kendini surların içine gizlemiş bir hazine gibi sizleri bekliyor.

İznik'in ismi Nicaea'dan geliyor ve bilinen tarihinde milattan önce 316 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender'in kumandanlarından Antigonius Monophthalmos tarafından kurulduğu yazıyor. Önce Antigonius diye kurulan kent, Makedonya İmparatoru mirasçıları olan General Antigonius ve General Lysimakhos'un mücadelesi sonrasında Lysimakhos'da kalır ve romantik aşık Lysimakhos, kente sevgili karısının adı olan Nikaia adını verir. Yani anlayacağınız İznik daha kuruluşunda bir imparatorluğun mücadelesine sebep olmuş ve aşkla kurulmuş bir kent. Efsaneleri daha kuruluşunda başlamış, açık hava müzesi burası.

İlerleyen zaman dilimlerinde ise İznik, Bithynia, Roma İmparatorluğuna, Selçukluya sonra tekrar Bizans'a ve son olarak Osmanlı İmparatorluğuna yuva olmuş. Hemen hemen hepsine de başkentlik yapmış. Anadolu Selçuklu Döneminde Nikaia ismi, Nikaia'nın İzi anlamına gelen İznik'le değiştiriliyor.

İznik, Hristiyan alemi açısından da ayrı bir öneme sahiptir. Zira ilk ekümenik konsil, M.S. 325 tarihinde 218 piskoposun katılımıyla burada yapılmış ve Hristiyanlık dinine hayat veren ve "İznik Yasaları" adıyla bilinen 20 maddelik karar Senatüs Sarayında alınmıştır. İmparator I. Constantinus'un huzurları ile yapılan I. konsil şiddetli tartışmalara sahne olur. İskenderiyeli din adamı Arius'un "Hz. İsa'nın sadece bir insan olduğu ve tanrıdan dünyaya gelmediği" şeklindeki kısa sürede taraftar toplayan tezi, toplantıya katılan piskoposları çileden çıkarır. Sonuçta bugün de savunulan Hz. İsa'nın tanrının oğlu olduğuna dair sav kabul görür. Arius ve arkadaşları toplantıdan kovulur. VII. ve son Ekümenik Konsil 787 tarihinde İznik'teki Ayasofya Kilisesi'nde yapılır. Kısacası İznik Hristiyanlık açısından önemli bir dini cazibe merkezidir.

İznik'te Neresi Görülmeli?

"İznik'te nereyi gezelim?" derseniz, ‘Sokaklarını turlamaya başlasanız tüm medeniyetleri bir arada görürsünüz' deriz ve yalan olmaz. Çünkü burada önce şurayı görün diyebileceğimiz bir şey yok, çok şey var. Tarih sokaklara dökülmüş halde İznik'te...

Yine de bir sıralama yapmamız gerekirse, en bilenen yanlarından başlayalım...

İznik Gölü

İznik Gölü, Marmara Bölgesi'nin en büyük, Türkiye'nin ise 5. büyük gölü. Yazın yüzülen, her mevsim toprağı bereketlendiren ve fotoğraflarınıza unutulmaz manzaralar çizen bir göl. Ayrıca gölde yaşayan sazan, alabalık, yayın gibi tatlı su balıkları şehrin temel besin ve gelir kaynağı. Göldeki gün batımı manzarası ise gerçekten görülmeye değer güzellikte. Son yıllarda yapılan arkeolojik çalışmalarla ortaya çıkan bazilika ile gölün altında batık bir şehrin olabileceği tezleri gündemde. Bunun dışında İznik Gölü, dünyaya ihracatı yapılan gümüş balığının da yetiştiği enfes bir değerimiz.

Ayasofya Müzesi ve Camii

İznik meydanda sizi karşılayan Ayasofya Müzesi ve Camii, kilise olarak kullanıldığı dönemlerde Hristiyanlık ile ilgili önemli kararların alındığı 7. Konsül toplantısına ev sahipliği yapmış. Katolikler için bir hac vazifesi ve bu değer bugün hem cami hem de onlara kilise olarak hala hayatta. İki dinin birleştiği ve birbirlerine saygı duyarak ibadet edebildikleri dünyaya örnek bir eser.

İznik Müzesi

1960 yılında ziyarete açılan İznik Müzesi, Sultan I. Murat tarafından 1388'de annesi Nilüfer Hatun adına inşa ettirilen İmarethane içerisinde yer alıyor. Cumhuriyet döneminde farklı ihtiyaçlar için depo olarak faydalanılan tarihi yapı, müzenin açılmasıyla birlikte ilçenin çevresindeki alanlardan toplanan arkeolojik eserlerin sergilenmesi için kullanılmaya başlanmış. Kültürel tesisin bahçesi Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalma lahitlere, mezar taşlarına ve kabartmalara; iç kısmındaki ara mekânsa Ilıpınar Höyüğü'nden çıkartılan eserlere ayrılmış. Müzeyi ziyaretinizde ayrıca bölgenin simgesi haline gelen seramik ve çini örneklerini de inceleyebilirsiniz.

Yeşil Camii

Osmanlı mimarisinin ilk örneklerinden biri olduğu için İznik'te gezilecek yerler listenize dâhil edebileceğiniz Yeşil Camii'nin inşası, I. Murat'ın sadrazamı Çandarlı Halil Paşa tarafından başlatılmış. Sadrazamın 1387'de ölümünün ardından, 4 tarafı surlarla kaplı ilçenin doğusundaki Lefke Kapısı'na yakın konumdaki yapı, oğlu Çandarlı Ali Paşa tarafından tamamlatılmış. Yapıldığı ilk yıllarda dini yapı bir külliye olarak anılsa da medrese ve hamam bölümleri günümüze sadece harabe olarak ulaşabildiği için bu özelliğini kaybetmiş. Caminin en etkileyici kısımlarını turkuaz, yeşil, mor çinilerle süslü minaresi ve Osmanlı'da bir ilk olan mermer mihrabı oluşturuyor.

İznik Kalesi

Geçmişi M.Ö. 258 yılına kadar dayanan İznik Kalesi, ilçenin eski yerleşimini çevreleyen yaklaşık 5 kilometre uzunluğunda surları ile Roma döneminden itibaren güçlü bir savunma yapısı olarak kullanılmış. Günümüze ulaşmayı başaran İstanbul, Yenişehir, Lefke ve Göl adlı ana girişlerinin dışında yapının bütünlüğünü koruduğu dönemlerde 15 tali kapısı ve 250'ye yakın burcu bulunuyormuş. Geçmişindeki onarım süreçlerinde sıklıkla kullanıldığı için surlarında eski kent kalıntılarını görebileceğiniz askeri amaçlı yapıda en çok ilgiyi, Lefke ile İstanbul kapılarındaki surlarda bulunan ve M.Ö. 3. yüzyıldaki bir savaşı anlatan kabartmalar çekiyor.

Antik Tiyatro

İznik Gölü kıyısındaki Antik Tiyatro, Yenişehir Kapısı'na oldukça yakın bir konumda yer alıyor. M.S. 2. yüzyılda Roma İmparatoru Trajanus'un emriyle Bithinya Valisi Plinius tarafından yaptırılan tiyatro, 15.000 kişilik kapasiteye sahip. Seyircilerin oturduğu kısımların ve arenasına açılan tünellerinin büyük oranda şeklini koruduğu antik yapıda gerçekleştirilen kazılar sonucunda Bizans dönemine ait mezarlık ile Selçuklu ve Osmanlı zamanlarında da kullanılan seramik fırınlarının kalıntıları ortaya çıkartılmış. Yapının eksik parçalarının bir bölümünü kaleyi ziyaretinizde surlara dikkatlice bakarsanız, görebilirsiniz.

Lefke Kapısı

İlçenin doğu kısmındaki Kılıçarslan Caddesi'nin sonunda yer alan Lefke Kapısı, İmparator Hadrianus zamanında diğer 3 ana kapıyla birlikte giriş çıkışları kontrol altında tutmak için inşa edilmiş. Geçmişte "Şam", "Karadin" adlarıyla da anılmış olan tarihi yapının üzerinde ve çevresinde kitabeler, metal harfler vasıtasıyla Roma döneminde pek çok yazı yer alıyormuş. Ancak, gerçekleştirilen çalışmalar rağmen 2 metreye yakın kısmı halen daha toprak altında olan kapıdaki bu yazılar doğal ve beşeri nedenlerden dolayı Plancius Varus'un mermer heykeli ile birlikte günümüze ulaşmayı başaramamış.

İsmail Bey Hamamı

İstanbul Kapısı'nın yakınındaki İsmail Bey Hamamı'nı, gezginler mimari açıdan alanındaki en başarılı örneklerden biri olduğu için İznik gezilecek yerler listelerinde bulunduruyor. Uzun süre bakımsız kaldığı için bütünlüğünü koruyamamış olan hamamın 14. ve 17. yüzyıllar arasında inşa edildiği düşünülüyor. K. Klinghardt tarafından keşfedilen yapının turizme kazandırılmasında Ali Saim Ülgen ve Katharina Otto-Dom'un çalışmaları etkili olmuş. Çevresinde yapılan kazı çalışmaları sayesinde tarihi hamamın su yolu ve kazan dairesi gün yüzüne çıkartılmış.

Eşrefoğlu Rumi Türbesi

15. yüzyılın en büyük mutasavvıflarından ve şairlerinden biri olan İznikli Eşrefoğlu Abdullah Rûmî'ye ait olan Eşrefoğlu Rumi Türbesi, 16. yüzyılda II. Bayezit'in oğlu Şahinşah'ın eşi Mükrime Hatun tarafından inşa ettirilmiş. Sultan IV. Murat tarafından duvarları çinilerle kaplatılan hazire şeklindeki türbe, yan tarafından bulunan ve aynı adla anılan caminin bahçesinde yer alıyor. Yunanlılar'ın ilçeyi işgal ettiği dönemde yıkılan bu cami ise 1950 yılında aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş.

Aziz Tryphonos Kilisesi

Atatürk Caddesi üzerinde yer alan Aziz Tryphonos Kilisesi, adını aldığı din adamını onurlandırmak için Bizans İmparatoru II. Theodoros Laskaris'in emriyle 1255-1256 yılları arasında inşa edilmiş. Tasarım açısından İstanbul'daki Kariye Kilisesi ile benzerlikler gösteren dini yapı, günümüzde harap durumda olmasına rağmen ilçeye gelen gezginlerin yoğun ilgisini çekiyor. Kilisenin popüler hale gelmesinin en büyük nedenini, ayakta olduğu dönemdeki görkemini yansıtan geometrik desenli mozaikler ve granitten yapılmış sütunlar oluşturuyor.

Koimesis Kilisesi

Kitabesinden ve bazı sütun başlarındaki monogramlardan anlaşıldığı kadarıyla Koimesis Kilisesi, 8. yüzyılda Piskopos Hyakinthos tarafından yaptırılmış. "Koimesis Tes Theotokos" olan tam adı, "Hz. Meryem'in ölümü" veya "Hz. Meryem'in göğe yükselmesi" anlamlarına gelen yapının kalıntılarını Atatürk Caddesi'ne açılan Yakup Çelebi Sokağı'nı ziyaret ederek inceleyebilirsiniz. Toprak altındaki bölümleri, 1950'li yıllarda İznik Müzesi tarafından gerçekleştirilen kazılarla gün yüzüne çıkartılan kilisenin orijinal halini ise sanat tarihçileri tarafından 1912'de çekilmiş fotoğraflarda görebilirsiniz.

Nikaia Antik Kenti

Zengin tarihe sahip ilçede geçireceğiniz tatil için oluşturduğunuz İznik gezilecek yerler listesinin son sırasında, İlkçağ'da kurulmuş Nikaia Antik Kenti'ne yer verebilirsiniz. M.Ö. 4. yüzyılda tarih sahnesinden silinen kent, adını Kral Lysimakho'nun eşinden almış; ancak Roma halkı bu ismi tanrılarıyla özdeşleştirmiş. Bithinya havarilerinden Petrus'un çabalarıyla Hristiyanlık inancını benimseyen antik kentin halkı, arkalarında su yolları, kent surları tiyatro ve kiliseler bırakarak bölgeden ayrılmış. Kentteki Senatus Sarayı ayrıca Hristiyanlık için çok önemli olan 1. Konsül'ün toplantısına ev sahipliği yapmış.

Berber Kaya

İznik'in doğusunda yer alan bir tepenin eteğindedir. Yek pare kayadan oyulmuş büyük bir oda şeklinde mezar anıtıdır. Zemininde mezarlar bulunmaktadır.M.Ö. II. yüzyıla ait olup Hellenistik dönemin İznik'teki önemli bir örneğidir. Devasa boyuttaki bu lâhdin Bithynia Kralı II. Prusias'a ait olduğu öne sürülmektedir.

Beştaş (Obelisk)
 
Kentin kuzeyinde bağlar arasında yükselen bu mezar anıtı, eski Roma yolu üzerindedir. Beştaş,Nişantaşı, ve Dikilitaş adları ile de bilinmektedir. Üzerindeki Yunanca kitabeden I. yüzyılda C. Cassius Philiscus'a ait olduğu anlaşılmaktadır. Anıtın tepesindeki altıncı taşın üzerinde bir kartal veya zafer tanrıçası Nike'nin heykeli olduğu sanılmaktadır. Anıtın bir yönünde ise Philiscus'un heykeli olduğu kalan izlerden anlaşılmaktadır. Mezar anıtı 12 metre yüksekliktedir.

Hypoge
 
Elbeyli Beldesi'nin Hespekli mevkiinde benzersiz bir yeraltı mezarıdır. IV - V. yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Tavanı ve duvarları erken Hıristiyanlık döneminin tipik renkli freskoları ile kaplıdır. Mezar odasında üç adet mezar yer alır.

Dörttepeler Tümülüsü
 
Elbeyli Belediyesi mezarlığı içindedir. Tümülüs'te iki anıt mezar belirlenmiştir. İlk mezar yol kenarındadır. Dromosiu dikdörtgen mezar odası ile iki yanında ikişer kilisesi bulunmaktadır. Diğer mezar İse beyaz mermerden yapılmış mezar odası ile kaba taş ve ağaçlarla örtülüdür.

Çinicilik Atölyeleri

İznik çiniciliğinin gelişimini, tarihleri bilinen yapılar üzerindeki çini kaplamalardan açık-seçik görülebilir.1378-1391 yılları arasında yapılan İznik Yeşil Cami minaresini süsleyen en eski Osmanlı çinileri teknik ve dekor bakımından Selçuk geleneğini devam ettirmekle beraber renk ve tonları onlardan daha zengindir. Camiye ismini veren bu çiniler firuze ve yeşil renklerin çeşitliliği ve zenginliğiyle dikkat çekerler.

İstanbul'daki yapılarda kullanılan çinilerin İznik'te yapıldığını tarihsel belgelerden öğreniyoruz. Milet,Şam grubu ve Rodos işi adı ile tanınan seramiklerin merkezi İznik'tir. XVII. yy.da İznik'e gelen gezgin Evliya Çelebi, 300'den fazla çini fırınının bulunduğundan söz eder. İznik çinilerinde; lâle,sümbül,nar,karanfil gibi çiçek motifleri kullanılmıştır. Ayrıca insan, kuş, balık, tavşan, köpek gibi hayvan ve gemi motiflerine de rastlanır.Mavi, firuze, yeşil ve kırmızı en çok kullanılan renklerdir. İlçede şu an aktif olan 201 adet çini atölyesi bulunmakta Buraları ziyaret edip çinilerin nasıl yapıldığını görebilir hatıra eşyalar alabilirsiniz.

Ne yenir?

Istakoz güveci, sazan balığı çorbası, yayın balığı, şiş veya buğulama, kerevit salatası ve kerevit güveç İznik Gölü çevresinde bulunan lokantalarda tadılabilecek yiyecek türleri olarak sayılabilir.

Yeniliklerden haberdar olabilmek için mail adresinizi giriniz.