BelediyeDeniz.Com
  • Anasayfa
  • RSS
  • İletişim
  • Site Haritası

Rüzgarın Şehri Söke

29 Ocak 2018

BelediyeDeniz ekibi olarak bu hafta Aydın'dayız. Meşhur rüzgarlı havasından adını alan, Söke'yi gezdik. Türkiye'nin en önemli pamuk üretim alanlarından olan, Türkiye'nin pamuk ambarı sayılabilecek Söke'yi yakından tanımaya çalıştık.

Söke, Aydın merkeze 54, İzmir'e 120 km uzaklıkta. İsmini insanı sürükleyen, ağaçları söke söke kökünden ayıran sert rüzgarlarından alıyor. Adının da hakkını veriyor. Söke'de ayakta kalmak güç ama bu onun tarihine ve eşsiz doğasına gölge düşüremiyor.

Bir başka rivayete göre de uzun yıllar Büyük Menderes Nehri'nin su baskınlarına uğrayan kent, bu baskınlar sonucu "Su köy" diye anılmış. Bu kelime, günümüze "Söke" olarak gelmiş.

Tarihi oldukça eski bu bölgenin. Burada kurulmuş çok önemli bir tarihi kent olan Priene'in kalıntıları turistleri kendine çekiyor. İyonların en önemli kentlerinden olan Priene Antik Kenti antik dönemin planlı şehri olmasıyla da günümüz belediyeciliğinde önemli örnek yerleşim alanlarından biri. Şehrin yeni planı, yolların birbirini dik açı ile kestiği bir dikdörtgendir. Şehirdeki tüm kavşaklar arasındaki mesafe aynıdır. Dolayısıyla şehir 80 eşit alanlı bloğa ayrılmıştır. Özel evler, her bloğa sekiz ev seklinde düzenlenmiştir. Şehirde temiz su ve kanalizasyon yapıları açıkça görülebilir. Şehir günümüzün modern şehir planı olan Miletli Mimar Hippodamus tarafından geliştirilen ‘Grid Sistemi' ile inşa edilmiştir. Newyork şehrinin belediye binasının girişinde Mimar Hippodamus'un heykeli bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre; Newyork şehrinin planı hazırlanırken, Hippodamus'un Priene kenti şehir planı örnek alınmıştır.

Söke'yi 1300 yıllarında, Aydın Bey'i tarafından, gönderilen Türkmen aşiretlerinden "Süleyman Şah"ın dedesinin kurduğu söyleniyor. 1426'da Menteşe Beyliğinin merkezi olan Söke Osmanlılar döneminde de Menteşe Sancağının merkezi olarak kaldı.18.yüzyılın başlarında Sığla Sancak merkeziyken 1868'de Aydın'a bağlandı.

Söke'de Hayat

Söke, yüzölçümüyle Aydın'ın en büyük ilçesidir. İlçe'nin ortasından Söke Çayı geçer. Şehir çayın iki yanına kurulmuş haldedir. Büyük Menderes Nehri'nin mirası alüvyonlar, Söke Çayı ile bereketli toprakları vardır. Başlıca tarım ürünleri sırasıyla pamuk, buğday ve ay çekirdeğidir. Sanayinin gelişmesiyle ekonomik olarak kalınma yaşayan rüzgarın şehri Söke, aynı zamanda lojistik konumuyla da büyük işletmelerinin dikkatini çekiyor.

Sert esen rüzgarına rağmen, sıcacık Söke insanları. Söke, efelik geleneğine rağmen ferdi bir anlayış benimsemiş. Aksine misafirperver ve sofrasında aşından bardağında çayına kadar paylaştıkça çoğalmış doğal bir şehir.

Nereyi Gezelim?

Söke, onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış bir ilçe. Burası Türkiye'nin her yeri gibi tarihle iç içedir. Küçük tavsiyemiz ise Söke'ye en az bir haftanızı ayırın ve köyleri tek tek gezin.

İlyas Bey Camisi

Miletos antik kentinin yanındaki, Balat köyündedir. Menteşoğullarından İlyas Bey tarafından, 1404 yılında yaptırılmıştır. Caminin yapımında Miletos antik kentinin mermer blok taşlarından yararlanılmış.

Priene (Güllübahçe)

İlçe merkezinin 15 km. güneybatısında, Samsun Dağı'nın güney yamacında görüldüğü eşsiz manzaralı bir yer burası. Antik kentin merkezi diye biliniyor, 370 metre yükseklikteki, sarp bir kaya üzerine kurulmuş. Ayrıca kent merkezinden ve farklı yönlerden de burayı görebiliyorsunuz, başınızı kaldırmanız kafi. Kent hakkında ilk bilgiler, MÖ.7.yüzyıl ortalarında görülüyor. Priene Antik kentte, görebileceğiniz kalıntılar şunlar...

Demeter Tapınağı

Tanrıça Athena için, kentin en yüksek ve hakim kesimine yapılmıştır. Tapınağın önünde, Athena'nın altın ve fildişinden yapılan heykelleri bulunuyormuş. Tapınak sunağının, günümüzde, sadece bir bölümü ayakta kalmış.

Tiyatro

5000 kişilik bir seyirci kapasitesi bulunmaktadır. MÖ.350 yılında yapılmış.Ayrıca; Agora Zeus Tapınağı, Bouleuterion, Yukarı Gymnasion, Aşağı Gymnasion, Mısır Tapınağı, Büyük İskender'in evi, Bizans kilisesi, Nekropol Konut alanları bulunuyor.

Myous (Myes)

Bu antik kent, Söke-Milas karayolu üzerinde, Avşar köyüne yakın bir tepecik üzerinde. Kentin kelime anlamı Yunancada, "faresi bol" demekmiş.
MÖ.5.yüzyıldaki bazı yazıtlarda, şehrin adı geçiyor, yani MÖ.5. yüzyılda burada yerleşim bulunduğu biliniyor. Ünlü coğrafya yazarı Strabon, bu kentin, Panionion birliğine üye olduğundan söz eder. Heredotos ise MÖ.499 yılında, Pers donanmasının, Myous kenti açıklarında demirlediğini yazar.

Bölgedeki birçok antik kent gibi Maiandros (Menderes) ırmağının taşıdığı alüvyonlar yüzünden, kentin, denizle bağlantısı kesilir. Takip eden dönemde ise sıtma hastalığı kentte yaygınlaşır ve bunun üzerine halk burayı terk ederek Miletos şehrine göç eder. Ancak giderken, yanlarında yapı taşları ve heykellere kadar, ne varsa götürürler. Öyle bir gitmek yani...

Bu yüzden, bu antik kentten günümüze kalan fazla bir kalıntı söz konusu değil. Tarlalar arasında sütun ve taş parçaları ve antik kaynaklarda adı geçen ve beyaz mermerden yapıldığı bilinen "Dionysos Tapınağı" ve bu tapınağa ait parçaları görebilirsiniz. Ayrıca yine, sur duvarları ve Bizans kalesi kalıntılarını da görmeniz mümkün.

Miletos (Milet)

İlçe merkezine 30 km. uzaklıkta, Akköy yakınlarındadır. Helenistik ve Roma dönemindeki yapılaşma ve önemi nedeniyle kent, antik dünyanın önde gelen kentlerinden biri haline gelmiş.Miletos, isminin Hitit tabletlerinde sözü edilen "Milawada" kelimesinden geldiği düşünülüyor. Kelime anlamı ise, "Ana Tanrıçaya ibadete giden yolun sahibi olan kent" anlamına geliyormuş.

Kentin kuruluş öyküsüyse çok daha dikkat çekici, Girit kralı Minos'un kızı Delone'nin, Apollon ile olan beraberliğinden 3 oğlu dünyaya gelir. Delone, Apollon'un korkusuyla Miletos isimli oğlunu ormana bırakır. Ormanda bu çocuğa kurtlar süt verir, çobanlar büyütür. Ancak Miletos, büyüdüğünde, dedesinin kendisini öldüreceğini anlar ve Anadolu'ya kaçar. Anadolu'da ise Miletos şehrini kurar. Miletos Batı Anadolu'da, Meandros (Büyük Menderes) nehrinin, denize döküldüğü yerde bulunan, antik çağın en önemli kentlerinden biriymiş.

Milet Müzesi

İlçe merkezinin 40 km. uzağında Miletos antik kenti içindedir. Müze, 1973 yılında hizmete açılmıştır. Miletos antik kentinde bulunan arkeolojik eserler burada sergileniyor.

Hamam

Antik kentte, Milet Hamamı'nın bulunduğu yerde, 15.yüzyılda yapılmış. Yapıdan, günümüze, sadece soyunmalık olarak kullanılan bölüm kalmış.

Bafa Gölü

İlçe merkezine 50 km. uzaklıktadır. Çamiçi olarak da isimlendirilir. Gölde bol miktarda kuş barınıyor. Özellikle dünya çapında nesli tükenmekte olan, Cüce karabatak ve Deniz kartalı gibi kuş türleri, burada barınıyor ve ürüyorlar. Ayrıca kış aylarında, buraya göç eden ördek ve su kuşları türleri, beslenme ve barınma için, göl havzasını kullanıyor. Toplamda 210 kuş türünün barındığı bu alan Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından "Tabiat Parkı" olarak ilan edildi.
Ayrıca Söke'ye geldiğiniz zaman Söke Merkezde Tarihi Kemalpaşa Evleri'ni, Atburgazı'nda bulunan Atburgazı Kalesi'ni, Doğanbey'deki Dilek Yarımadası Milli Parkı sınırları içinde göçmen kuşlar ve lezzetli balıkların adresi Karina Dalyanı'nı ve Tarihi Rum Köyü Eski Doğanbey Evleri'ni görmeden dönmeyin.

Ne Yenir?

Söke'de, yol kenarındaki restoranlara uğrayarak, "çöp şiş" yemelisiniz. Bafa Gölü'nde yaşayan yılan balıklarının da lezzeti meşhurdur. Hatta bu balıklarla ilgili Söke Belediyesi festival bike düzenliyor. İlkbaharda yolunuz buraya düşerse ızgarada pişirilen yılan balıklarının tadına bakabilirsiniz.

Küçük bir not: Söke'deki kültür gezinizin ardından, dalış, yamaç paraşütü, sörf yapabilirsiniz.

Yeniliklerden haberdar olabilmek için mail adresinizi giriniz.