“Yaşam Kalitesi Yüksek Bir Kentiz”
Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay'dan A'dan Z'ye Sultangazi'yi ve belediyenin yaptığı çalışmaları dinledik. Başkan, "Yaşam kalitesi yüksek bir kentiz" diyor.
İstanbul'un son zamanlarda en çok dikkat çeken ilçelerinden biri Sultangazi. Özellikle "Kent Orman" ve masal kahramanlarının adeta kitaplardan fırlayarak gerçek dünyaya geldiği hissini uyandıran parkı ve engellilere yönelik yapılan farklı çalışmalar bunun en büyük nedenlerinden sadece bir kaçı. Bu başarı şüphesiz başta Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay ve ekibine ait. Altunay'la yaptığımız röportajımızda tüm bu çalışmaları dinledik ama bir de başkanın özel hobilerini dinledik ki sormayın. Başkan sadece kent içerisinde farklı çalışmalar yapmıyor, kendisi de aynı zamanda farklı hobilerle stresini azaltıyor. Örneğin, Başkan Altunay çok iyi bir binici. Küçüklüğünden beri ata biniyormuş. Başkan "Ata binmeyi çok seviyorum" diyor. Bu cümleleri uzatabilmek mümkün. Biz uzatmayalım siz en iyisi röportajımızda bunu başkandan dinleyin.
İlk olarak Sultangazi'den bahsedebilir misiniz?
Öncelik herkese merhabalar diyorum. Sultangazi Gaziosmanpaşa Belediyesi'nden 3 yıl önce ayrılan ve nüfusu da 500 bine yakın bir ilçemiz. Bölündüğü zaman Türkiye'nin en büyük ilçesiydi. Şimdi tekrar ikiye bölündü TEM Güneyi ve TEM Kuzeyi diye. Bir milyon nüfus ortalama ikiye bölünmüş oldu. Buranın önemli tarafı hem havaalanına hem de Fatih Sultan Mehmet Köprüsüne ve Boğaziçi Köprüsüne yakın olması. Trafik açık olduğunda her iki tarafa da 10-15 dakikada ulaşabiliyor olmanız kentimize artı bir değer katıyor. Artık İstanbul'da varoş diye bir şey kalmadı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı hizmetler aslında her şeyi ortaya çıkardı. Şehirde 39 ilçe olmasına rağmen her tarafın başka bir aktivitesi oldu. Şehir 1994'ten bu güne kadar çok şey kazandı. Çünkü İstanbul öyle bir yer ki derin ve köklü bir geçmişe sahip. Çok güzel bir kültür mirasına sahip. Onları alıp bugünlere getirmek korumak gözetmek, geleceğe bırakmak gerekiyor. Biz bunları en iyi şekilde yapmanın gayreti içerisinde olacağız. Peki, bugüne kadar oldu mu? Evet ben şuna inanıyorum. İstanbul bu kadar yoğun nüfusa rağmen 1994'lü yıllardan sonra böyle büyük hizmetler almamış olsaydı. Kaybedecek bir güne bile tahammülü olmayan İstanbul telafisi çok güç noktalara gelecekti. Ama bugün gelinen nokta yarınlara umutlarla bakmamıza vesile oldu. Sultangazi 3 yıllık bir belediye daha önce Gaziosmanpaşa'ya bağlı belediye idi. Ama bu gün yeni bir ilçe olmanın hazzını yaşıyor. Bugün hangi vatandaşımızla karşılaşsak kendi bu şehre yeni gelmiş gibi hissediyor. Biz şimdi ilçe olduk, şimdi belediye olduk ve şimdi hayal kurabiliyoruz. Ve şu çok önemli ilçenin avantajlarını, dezavantajlarını iyi kullanmak gerekiyor. Veya onun karakteristik özelliklerini iyi bilmek gerekiyor. Bu bölgede ne vardı, ne yoktu bilmek gerekiyor. Bunun içinde burada yaşamak gerekiyor. Ben 34 yıldır burada oturan bir birey olarak hakikaten burayı iyi tanıyan birisiyim. Burası çocukluğumun geçtiği yerler. Aynı zamanda bir İstanbul aşığıyım. Nereye gidersek gidelim, ne zaman döneceğim derim. Kendi memleketime bile gitsem o günler benim için sayılıdır. İstanbul'a dönünce huzur buluyorum. Bu bir alışkanlık, bu bir sevda. Tabii ki ilçemizde böyle şeyleri hissetmeseydik burada olamazdık. 81 ilin barındığı bir yer. Nasıl İstanbul Türkiye'nin bir mozaiği ise biz de bir minyatürüyüz. Fakat Gazi Mahallesi gibi bir yerin buraya verdiği bazı zararlarda var. Şehirler vardır bölgesinde tanınır, şehirler vardır ülkelerinde tanınır, öyle şehirler vardır ki uluslararası arenalarda tanınır. Maalesef biz bu manada tanındık. Şimdi bize düşen en önemli görev bu imajı yenilemek. Dolayısıyla bizim bir numaralı sorunumuz imaj sorunu. Bu imajı da biz tersine çeviriyoruz. Bunda da son derece iddialıyız. Çünkü biz buraya gelmeden önce güzel hayaller kurduk. Büyük hedefler kurduk. Ya bunları yapacağız ya da orada olmayacağız dedik.
Neler yapıldı...
Peki, Başkan'ım bu hayaller neydi?
3 yılı daha dolduramadık. Mart ayında 3 yıl olacak. Şunu söyleyeyim zaman yetmiyor burada. Vatandaşlarımızın da bu konuda hem fikir olduğu kanaatindeyim. O kadar hızlı geçiyor ki zaman. Ama şu da bir gerçek geriye dönüp baktığımız da utanılacak değil gurur duyulacak hizmetler yaptık. Ama bir şey daha var. Bunu da ifade etmek istiyorum. Bir milletvekili seçilir ve görevi yasamadır. Bu ülkenin geleceğine yön verecek yasaları çıkarmaktır. Ve parlamento bunun için çalışır. Ama hata yaptı, yanlış yaptı. Telafisi var tekrar çıkarırsınız, düzenlersiniz. Onu düzeltme şansınız var ancak belediyecilik böyle değildir. Bir bina yaparsınız. O 50 yıl orada durmak zorunda kalır. Gelenler o masrafı göze alamaz. Onun için bizim fazla hata yapma şansımız yok. Bunun içinde sivil toplum kuruluşları ile üst belediyelerle ve hükümetle genellikle önemli kararlarda fikir alış-verişinde bulunuruz. Yetmedi bu ilçeyi tanıyan burada öne çıkan idarecilerden halkına kadar herkesle görüşerek bazı kararları almak zorundayız. Böyle olunca şöyle bir rahatlık içinde oluyoruz. Bu ilçe için en iyisi bu diyerek yola çıkabiliyoruz. Peki, ne yaptık bu hayaller neler? "Yaşanılabilir bir Sultangazi değil! Yaşam kalitesi yüksek bir Sultangazi!" Peki, öyle mi gidiyoruz? Bizim vatandaşlara olan bazı vaatlerimiz vardı. Yapabileceklerimizi söyledik. Ama insanlar o günlerde sizden bir şeyler bekliyor. Aslında tek sözümüz çalışmaktı. Ama neticede bir kitapçık bastırdık bunlar olmalı dedik ve onları yapacağız dedik. Bu gün 5 yıllık strateji planımızın her yıl performans tablolarını incelediğimizde 3 yılda aldığımız yol bizim önceden vatandaşlarımıza verdiğimiz sözün çok ilerisinde. Bizi rahatlatan olay bu... Bazı şeyler vardır belki daha proje aşamasındadır. Belki mülkiyet sorunları var. Bazıları başlamıştır. Bazılarının açılışını yapıyoruzdur. Ama şu önemli biz bu ilçenin merkezi dediğimiz en önemli noktasına ulaşım yolu düzülmüş yani her yerden rahatlıkla ulaşabileceğiniz yolları seçmiş miyiz? Biz oraya belediye binamızı, kültür merkezimizi, hastanemizi , hükümet konağımızı ilçenin uygun yerlerine koymuş muyuz? İşte bunların hepsinde istişare sonucu kendi fikirlerimizi de ekleyerek doğru yaptığımıza inanıyoruz. Şuanda tam merkeze her şeye ya başladık yada başlamak üzereyiz.
Kent Orman'da yok yok
Sultangazi sınırları içerisinde "Kent Orman" dikkatleri üstüne çekiyor. Bize biraz da "Kent Orman"dan bahsedebilir misiniz?
Doğudan batıya bir yay hayal edin 23 km2bir alan ve bu alanın imar izni yok. Biz sadece Sultangazi'ye değil İstanbul'a hizmet etmek istedik. İlk yılımızda 800 dönümünü faaliyete geçirdik. İçinde neler olduğunu sayarak bitmez. Ama size şunu söyleyeyim çok fazla rağbet gördük. Bunun gördükten sonra ikin etabını yapma kararını verdik. Ekibimiz oradan çıkmadan devam ettik. 800 dönümün içine binicilik kursları kurduk, antik tiyatro, baraj manzaralı sineme, bisiklet kulvarları yaptık, seyir kuleleri yaptık, çocuk parkları yaptık ama bu yaptıklarımızın hepsi ormanın ruhuna uygun. Burada ağaç dışında hiçbir şey yok. Tanıtımında sıkıntı yaşayacağız dediğimiz yere giden araçlar kalabalıktan dönmeye başladı. 2bin araçlık otoparkı olmasına rağmen giden araçlar yarım saat bekledik giremedik içeri diye tepkiler aldım. Şimdi 800 dönümlük bir alan daha hazırlıyoruz. Onu da bitirme noktasına geldik ancak baharda açacağız. Orada da çok farklı şeyler yapacağız. Yine talepler doğrultusun örneğim izcilik kampı. Onu bu yaz deneme amaçlı açtık. Yaklaşık 500-600 öğrencimizi orada ağırladık. İzcilik kampının olduğu yerde şu çok önemli. Biz 34 yıl boyunca oralara giremiyorduk. Şimdi bu çocuklar orada çadır kurup uyuyabiliyor ise büyük gelişme vardır demek. Çocuklar orada çadır kuruyor. Orada yatıp kalkıyor. Barajdan balık tutup yiyor. Barajda kürek çekiyor. Artık tamamen halka yönelik bir diyalog olmuş. Şimdi izcilik kampından sonra hobi bahçeleri var burada. Öyle aileler var ki burada memleketinden kopmuş orada yeri yurdu kalmamış. Isım akrabası yok ya da gidemiyor ama çoluk çocuğu da burada dört duvar arasında sürekli bütün zamanını geçirmek zorunda. İşte biz o ailelere gelin 10-12 m2 kulübelerde oturun size birde 60 m2 bahçe tahsis edelim. Bura ile o özleminizi giderin. Domates ekin, patlıcan ekin, çim ekin, meyve ağacı ekin yani bütün o güzellikleri orada yaşayın diyoruz.
Masal kahramanları bu parkta yaşıyor
Buraları kiralıyor musunuz?
Kirası aylık sadece 50 Türk Lirası. Eğer aile gelip de ben bunu da veremiyorum diyorsa, ben Belediye Başkanı olarak onu da karşılarım. Talep çok olduğu için bir aile kategorisi seçtik ve bunların içinden kura çekerek işin içinden çıkıyoruz. Bir yıllığına kiralıyoruz buraları ve diğer sene başka bir aileye kiralıyoruz. Şimdi taleplere göre yeni Hobi Bahçeleri açıyoruz. Bunun devamı da gelecek. Şimdilik 80-100 ailelik sembolik evlerimiz var. Ama biz bunları daha da artıracağız ve daha çok kişiye hizmet vereceğiz. Orada spor aktiviteleri ile ilgili çalışmalarımız olacak bu bölgenin çocukları gidip spor salonlarına para veremez. Onlar için yürüme mesafesi olan bu yere voleybol, basketbol, futbol, tenis kortu ve hatta yüzme havuzu yapıyoruz. Bunlar arasında sadece yüzme havuzu kaldı diğerlerini yaptık. Çocuklar oynamaya başladı. Burada duşlar, kantinler, tuvaletler yani her şey var. Yine kaydıraklar getirdik buralara. 5 yıldızlı otellerde bulunan aqua parkların aynısı biz buraya kurduk. Yine amfi tiyatrolarına kadar her şeyi getirdik. Bölgeye çeşmeler getirdik. Böyle temiz bir park alanı oluşturduk. Orman Bakanlığı ile yeni yaptığımız yeni bir anlaşmaya göre 2500 dönüm yeri daha tahsis aldık. Şimdi baraj için yeni çalışmalarımız var. Baraja yeni sallar siparişi verdik. Çok daha nostaljik ve güzel sallar. Birde baraj içinden boğaz turu atar gibi izleyeceğiz. Ve yine orman içinde dolaşmak zaman aldığı orman içinde vagonlar olacak. Dahası faytonlar olacak. Bunlar hep şehir dışında. Şehir içindeki 95 parkı revize ettik ve bunların üzerine 57 park daha yaptık. Hedefimiz 95 parkın üzerine 105 park yapmak. İki yıl sonra park sayısını 200'e tamamlamak istiyoruz. Kent ormanı da sadece bir park olarak sayılmaktadır. Onu da belirteyim. Bir de bizim ilklerimiz var. Bu park bugüne kadar yapılmış en ilginç parklarından birisi olması dışında Kültür Bakanlığı tarafından da sanat eserleri kapsamına alındı. "Sultangazi Masal Parkı" içinde Keloğlan, Nasrettin Hoca, Şirinler, Pinokyo, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler gibi masal ve çizgi film kahramanlarının heykelleri yer alıyor. Parkta ayrıca Anadolu'da yaşam kültürünün tasvirleri de bulunuyor. Parkta toplamda 128 heykel bulunmakta.
Sultangazi'de Engeller yok
Engellilere yönelik ne tür çalışmalarınız var? Bu konuda daha önce yapmış olduğunuz farklı çalışmalarla gündeme geldiniz. Bunlardan biraz bahseder misiniz?
Ülkemizin her yerinde engelli kardeşlerimiz var. Bu kardeşlerimiz de diğer insanlar gibi sosyal hayatın içinde olmalılardır. Eşit bir şekilde bütün her şeyden faydalanmalı. Belediyemizin iki aracı var engellilere yönelik ve onların hizmetinde. Belediye çalışanlarımız evleri ziyaret ediyor. Engellileri belirliyor. Onlara bir form dolduruyor. Formda diyor ki sen günlük yaşantını nereleri kullanıyorsun? Nerelere gidiyorsun? Hangi mekanlara gidiyorsun? Bu fiziki engelinden dolayı nerde sıkıntı yaşıyorsun? Bunları belirleyip onlara sıkıntı olan şeyleri ortadan kaldırıyoruz. Örneğin biri diyor ki ben sağlığım için mutlaka haftada iki kere sağlık merkezine gitmem gerekiyor. Ama 3 merdiveni yüksekte diyor. Oraya rampa yapıyoruz. Bir tanesi diyor ki rampa var ama desteksiz çıkamıyorum diyor. Bu sefer oraya desteklik yapıyoruz. Bir diğeri diyor ki ben otobüse binemiyorum. Orada engel var burada engel var diyor. Gidiyoruz engelleri ortadan kaldırıyoruz. Yani engelli kişinin yaşadığı ortamı onun kullanmasına uygun olarak değiştiriyoruz. Ve buyur kardeşim istediğin yere kendi başına gidebilirsin diyoruz. Bir çoğunun evine gittik. Ev içinde düzenlemeye yapmaya gücü olmayan ailelerin evinde düzenleme yapıyoruz. Engelli vatandaşlara hiç bir şey engel olmasın istiyoruz. Gerek görülen kişilerin evlerine asansör bile yaptık. Şimdi engellilere yönelik bir de Down Kafe açtık. İŞKUR'la beraber onlara bir çok dalda eğitimler de veriyoruz. Hem o eğitimi alırken de aylık alıyorlar. Buradan aldıkları sertifikalarla onlara iş ayarlıyoruz.
Başkandan Gençlere Mesaj Var
Başkanım 3 yıllık çalışmalar anlatmakla bitecek gibi değil... ( gülüşmeler) Konuyu biraz size getirelim nerelisiniz?
Edirne-Keşanlıyım. Orada dünyaya geldim ortaokulu bitirir bitirmez de buraya geldim. 34 yıldır buradayım. İktisatçıyım. Evli 3 çocuk babasıyım. Aile şirketimde gıda ve inşaat işleri ile iştigal oluyoruz. Kardeşlerim o işlerle uğraşırken bende burada kendimi hizmete verdim. Tabi bunun yanında hobilerimiz de var. Zaman buldukça onları da gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Küçüklüğümden beri ata binerim. Ata binmeyi çok severim. Atlarla birlikte büyüdüm diyebilirim. Ata binmek çok sıkıntılı olduğum zamanlarda motivasyonumu artırır, beni mutlu kılar. Buradan tüm gençlerimize mutlaka bir spor dalıyla özel olarak uğraşmalarını tavsiye ediyorum. İmkânları varsa ata binsinler. Ata binmeyi öğrendikçe kendilerine de güveni gelecektir. Aynı zamanda voleybol oynamayı severim. Ayrıca çok iyi futbol oynarım.
Duyduğumuz kadarıyla sesiniz de güzelmiş?
O kadar çok iyi değil ama öyle derler.
Türk Sanat Müziği söylediğinizi duyduk?
Türk Sanat Müziği dinlerim ancak arabesk söylerim. ( gülüşmeler) Orhancı ve Ferdici derlerdi benim için. Tabi bir dönemdir bu. Tabi bir şey daha var insanlar toplumda hangi alanda başarılıysa ona yönelirler.
Sinemaya gidebiliyor musunz?
Düzenli olarak gidiyordum eskiden. Ben 1977'de geldim İstanbul'a yazlık sinema vardı. Neredeyse her hafta aralıksız giderdim. Şimdi ailemle gidiyoruz. Eskiden bir defa gösterilir biterdi. Şimdi saat 11'de de gitseniz izleyebiliyorsunuz.
En son hangi filme gittiniz?
Eyvah Eyvah'a gidebildim. Çünkü bizim yöreyi yansıtmış. Ata Demirer'de bu konuda başarılı olmuş.
Yöreden kalma bir şiveniz var mı?
Yok ama bazen televizyondan bizi izleyenler "Başkanım yine H'leri yuttunuz" diyor. O kadar yok demeyelim ama var işte biraz. Nasıl Karadenizliler K'ları söyleyemiyorsa bizde H'leri söyleyemiyoruz.
Peki, tiyatroya gider misiniz?
Evet. Tiyatroya gitmeyi çok severim. En Keşanlı Ali Destanı'na gitmiştim.
Kitap okumaya vakit bulabiliyor musunuz?
Şuan değil hatta çocuklarım bana gülerler. Babam yine kitabı aldı eline ilk 10 sayfasını okur bırakır diye. Çünkü güne erken başlayıp geç vakitte eve dönebiliyorum. Ama buna ciddi anlamda ihtiyaç duyuyorum. Şimdi zaman ayırmaya zaman bulamıyorum. Ama her gün 10 sayfa okumakta fayda var.